Bugun...


Ece Bilgin

facebook-paylas
İlle de 18 Geyiğimizin Kanını Akıtacak mısınız?
Tarih: 13-06-2021 19:30:00 Güncelleme: 13-06-2021 19:30:00


 

     Çoğunuz anımsayacaktır; Tarım Orman Bakanlığı 5. Bölge Müdürlüğü Eskişehir Şube Müdürlüğü, geçen yıl bölgemizdeki 18 geyiğin vurulması için ihale açmıştı, ancak can savunucuları dava açarak haklı gerekçelerle yasal yoldan ihaleyi iptal ettirmişti.

     Bu yıl Eskişehir'de 18 geyik avlanması için yine karar alınmış ve bu ihale tekrar açılmış. Avlanma 8 ayrı bölgede yapılacakmış. İhale için 557 bin 400 lira muhammen bedel biçilmiş. İhaleye katılmak isteyen avcıların, ihale bedeli 200 lirayı DKMP(Doğa Koruma Milli Parklar)Eskişehir Şubesi döner sermaye işletme hesabına yatırmaları gerekmekteymiş.

     Vayyy, vay ki vay! Geyik kanı döktürerek av turizminden gelir beklemek. Yaban hayatına müdahale etmek. Daha önceki yıllarda da hep yapılmıştı bu av ihaleleri. Dilimin döndüğünce, kalemimin, köşemin yettiğinde yazmış çizmiştim.     

     Yine yüreğim kan ağlayarak yazıyorum, zihnimde canlanan senaryoyu kağıda döküyorum:

     "Geyikler, ormanda mutlu mesut yaşamaktadırlar, ortamda tam bir huzur ve güven vardır, zannederler ki koruma altındayız. Bu ne demektir? 'Biz korunuyoruz, hatta kışın zorlu soğuk havalarında besleniyoruz seviliyoruz, kötü niyetli insanlardan uzak tutuluyoruz.' Sonra sahneye bir yetkili girer, geyikler önce ürkerler ama sonra merak saikasıyla yaklaşırlar, belki de kış aylarında saman balyaları bırakan o iyi insanlardan birisidir. Yetkili sözde tatlı bir dille konuşur, gözüne kestirdiği o 18 cana hitaben. Önce usulca omuzlarına dokunur, geyikler güzel başlarını nazlı nazlı döndürür, postları kızıla çalmaktadır, bazılarının boynuzları ihtişamla uzamıştır, güzel,  hareli gözleriyle merakla bakarlar. Yetkili, 'yakın zamanda bir grup turistin onları vurmaya geleceğini, bu süre zarfında hayatın tadını çıkarmalarını' söyler.

     Geyikler şaşırır, 'İyi de neden? Kimselere zararımız yok bizim, yaşayıp gidiyorduk şunun şurasında?' der. Yetkili gülümser, başıyla genç geyikleri işaret eder, 'onların yollarını tıkıyorsunuz, eş bulmada zorlanıyorlar, siz gidince öbür dünyaya, genç nesil daha mutlu olacak' der. Geyikler tatmin olmazlar bu yanıttan, 'sırf bu nedenle mi bizi vurduracaksınız' diye sorar. Yetkili, 'hem ondan hem de şehrimizde av turizmini kalkındıracağız, sizin postlarınıza verilecek paraların belli yüzdesini civar köylerin kalkınması için harcayacağız' der.

     Çoğu, umutsuzca, haklarında çıkartılan ölüm fermanına boyun eğer, ama içlerinde en uzun boynuzlara sahip, yaşı oldukça ileri olan geyik itiraz eder, ormanı çınlatan böğürtüsüyle haykırır, 'Bu ne biçim bir mantık, hem bizleri korumaya alıyor, ölmeyelim diye zorlu kış günlerinde besliyorsunuz hem de böyle saçma sapan bir nedenle, doğanın kendi düzenine insan aklınızla engel olup, yaşamlarımızı üç beş kuruşa, yabancı avcılara satıyorsunuz? Benim buna itirazım var' der.

     Yetkili, bu güçlü haykırıştan önce ürker ama çabuk toparlanır, bir kez yaşamları hakkında ölüm fermanı çıkmıştır, canı alanlar memnun, satanlar memnun, 'turist gelişi olacak, köylüler nemalanacak, bu kaba geyiğin itirazlarına kim kulak asar ki!' diye düşünür. Vakti geldiğinde, ilk kurşuna hedef o olur diye içinden geçirir. Bir kez yırttınız ama bu sefer namlunun ucundasınız diye geçirip içinden, geyikleri dertleriyle baş başa bırakıp gitmek için hareketlenir. Ulu sesli geyik arkasından koşar yetişir, 'Dur daha sözlerim bitmedi' der. 'Siz insanlar, yaşlı anne babalarınızı, soylarınızın güçlü olması, nesillerinizin sağlıklı gelişmesi için belli yaşlara geldiklerinde öldürülmeleri konusunda ferman çıkartıyor musunuz? Neden bizi bize bırakmıyorsunuz? Zaten güçleri azalan erkek geyikler, gençlerle yaptıkları liderlik savaşını kaybetmekte, eşleşme işlerini onlara bırakmakta. Doğa dengelerini bir güzel kurmuş, neden bizi ecelimizle ölüme bırakmıyorsunuz, hatta bu şekilde ormandaki diğer vahşi hayata da katkımız olduğunu neden görmezden geliyorsunuz? Annenize babanıza yapmadığınızı bize neden reva görüyorsunuz? Elinize silah alınca siz şimdi dünyanın efendisi mi oluyorsunuz, bizim hayatlarımız o alacağınız paradan daha değerli değil mi?' diye sorar.

     Soluk soluğa  acı bir ses tonuyla devam eder: 'Kentinize turist çekmek için illa ki bizim kanlı cesetlerimiz, yaşanmamış hayatlarımız mı gerekli? Siz nasıl 'Doğa Korumacı'sınız, benim hayvan aklım bu işi hiç ama hiç almadı?' diyerek sözlerine son noktayı koyar. Orman bir anda susar, ağaçlardaki hışırtı durur, kuşlar cıvıltıyı keser. Genç geyikler ne yapacaklarını bilemez bir şekilde başlarını önlerine eğer, olacaklardan kendilerini sorumlu tutar.

     Korkunç son, o yaşları ileri olduğu söylenen 18 geyik için gerçekleşecek midir? Yoksa akıl, vicdan, yaşama saygı galip mi gelecektir? Ya da aynı geçen yıl olduğu gibi can savunucuları yasal yoldan bu geyikleri namluların önünden çekip kurtarabilecek midir? Kimseler bilemez!.."

     Sevgili okurlarım, aynen o kızıl geyik gibi benim aklım da hiç ama hiç almadı Eskişehir'imizin o kadar güzelliği, özelliği varken, turiste giden yolları geyik kanıyla sulamak. Hele de bunun, adı "doğa koruma" olan bir kurumca yapılması. Hiç yakışıyor mu? Bırakın o nadide hayvanlar ecelleriyle ölsün. Oradan gelecek kanlı paraya o zavallıların hayatlarını satmayın, sattırmayın! Hayır etmez inanın..





YAZARIN DİĞER YAZILARI

TÜRKİYE ERKEN SEÇİME GİTMELİ Mİ?


GAZETEMİZ

YAZARLAR
nöbetçi eczaneler
HABER ARŞİVİ
ÇOK OKUNAN HABERLER
SON YORUMLANANLAR
HABER ARA
Bizi Takip Edin :
Facebook Twitter
YUKARI