Bugun...


Reyhan Pütün

facebook-paylas
Bilgi ve Ahlak
Tarih: 17-06-2021 19:09:00 Güncelleme: 17-06-2021 19:09:00


Aristoteles’in “Metafizik” adlı ünlü yapıtı “insanlar doğaları gereği bilmek isterler” diye başlar. Bilgisizlik yaşamı kısıtlar, insanın özgürlük alanı ancak bilgi sahibi olduktan sonra genişler. Öyle ya tanımadığı, bilgisine ulaşamadığı her yapı insan hareketlerini sınırlar. Bu yüzden insanın özgürlüğü ve uygarlığı birlikte oluşur, çünkü bilgi giderek zamanla artış gösterir. Yani uygarlığa doğru atılmış her ileri adım insanı özgürlüğüne daha çok yaklaştırır. İnsanlık mekanik hareketin ısıya dönüşebildiği bilgisine ulaşınca yani sürtünme ile ateşi elde edince doğa güçleri üzerinde denetim olanağı yaratmış, ateşi kontrol eder hale gelmiş, bu sayede yaşantısı değişmiştir. Böylece beslenme ve ısınma kalitesini artırmış, kendi gelişimine ivme kazandırmıştır. Daha sonraları da tam tersini, ısıdan mekanik hareketi oluşturacak ve buhar makinelerini yapacaktır ki bilgi bu kez ona uygarlık yolunda eşik atlatacaktır. İnsanlık tarihi bir bakıma mekanik hareketin ısıya dönüştürülebilmesi ile ısının mekanik harekete dönüştürülebilmesinin tarihidir desek durumu özetlemiş oluruz, çünkü en uzun süreyi o aralıkta geçirmişiz. İnsanlık tüm ilerlemelerini bilgi sayesinde gerçekleştirmiş buharla başlayan maceraya elektrik, elektronik, bilgisayar ve yapay zekayı ekleyerek sanayi ve endüstri devrimlerini oluşturmuş, bugünkü uygarlığa ulaşıncaya dek çeşitli teknolojik çağları aşmak zorunda kalmıştır… 

Yine Aristoteles “erdemli” olmanın öğrenebileceğini söylemişti. İnsan erdemlerini bilginin nesnesi yapmıştı. Adalet, cesaret, ölçülülük, cömertlik, dostluk gibi erdemler öğrenilebilir mi? Bu erdemlerin bilgisine nasıl ulaşılır? Ahlak nedir? İyi ahlak öğretilebilir mi? Bilgiyle ahlak arasında bir bağ var mıdır? Aristoteles; “En yüksek erek mutluluktur. İnsan mutlu olmak için karar verir, seçim yapar, eylemde bulunur. Erdemli olmak, iyi ve kötüyü seçebilmek insanın elindedir” diyor. Kant ise ahlaki eylemin amacının mutluluk olamayacağını belirtiyor. Kant’ın ödev ahlakı; “Ben insanım ve ahlaklı olmak benim ödevimdir” şeklindedir. Ahlakın sözlük tanımı ise şöyle; “İnsanın doğuştan getirdiği ya da sonradan kazandığı birtakım tutum ve davranışların tümü”. Marks’a göre ahlak kavramı sınıfsaldır. Ona göre bir patronun ahlakı işçisinin daha çok çalışarak kendisine daha fazla kar sağlanmasından, işçiye göre ise daha az çalışıp kardan daha fazla pay almaktan geçer. Ahlak bir üst yapı kurumudur ve tek ahlak değil, “ahlaklar” vardır. İyi ahlak hırsızlık yapmamaktan öte, hırsızlık yapmaya gerek duyulmayacak ortamı yaratmaktan geçer. Peki gazetecilerin ülke gerçekliği ile olan ilişkileri gazetecilik ahlakını belirler mi? “Dinsel ahlak” nerede konumlanır? Bütün tek Tanrılı dinler eşitlikçi ve adil bir düzen kurma amacıyla yola çıkmadı mı? Tarih boyunca niye yönetici sınıf ve egemenlerin yanında yer aldılar, ahlaklı mı bu davranış? Bugün değişen bir şey yok, işte Ayasofya’ya atanan imamları izliyoruz. Ülkemizde niye ahlakın adı “lağım/pislik” gibi sözcüklerle anılır oldu? Peki “pislik” nedir? Bulunmaması gereken yerde bulunana deniyor…





YAZARIN DİĞER YAZILARI

TÜRKİYE ERKEN SEÇİME GİTMELİ Mİ?


GAZETEMİZ

YAZARLAR
nöbetçi eczaneler
HABER ARŞİVİ
ÇOK OKUNAN HABERLER
SON YORUMLANANLAR
HABER ARA
Bizi Takip Edin :
Facebook Twitter
YUKARI