Bugun...


Reyhan Pütün

facebook-paylas
Kötülüğün sıradanlığı ile sıradanlığı kötülüğü
Tarih: 21-06-2021 18:54:00 Güncelleme: 21-06-2021 18:54:00


Alman filozofu Hannah Arendt “Kötülüğün Sıradanlığı” başlıklı meşhur kitabında, saklandığı Arjantin’den kaçırılıp İsrail’e götürülen, yüzbinlerce Yahudi’nin toplama kamplarına taşınıp imha edilmesinden sorumlu olan Nazi yarbayı Adolf Eichmann’ın mahkemesini anlatır. Sanığın fanatik ve habis bir canavar değil, pek de zeki olmayan alelâde bir bürokrat olduğunu ortaya koyar: Hayatı boyunca başkalarının emirlerine itaat etmeyi şiar edinmiş, hiçbir zaman kendi başına buyruk yaşayamamış, yaptıklarını sorgulamadan, ne anlama geldiklerini fazla kurcalamadan onu en iyi şekilde yapmaya çalışmış olan, diğer bir deyişle etten kemikten bir makine, bir robot. Arendt kötülüğün sıradan niteliğini, "normal" insanlardan oluşan kitlelerin iyiyle kötü arasında bir ayrım yapamamasına ve yargı yoksunluğuna bağlar. “Teodise” kavramı ise din felsefesinde kötülük ile mutlak iyi olan Tanrı kavramının nasıl bağdaştığını açıklama çabasına verilen isimdir. Mutlak kudretli, mutlak âlim ve mutlak iyi bir Tanrı fikri ile yeryüzündeki kötülüğün varlığı arasında çelişki olduğu iddiası ortaya kötülük problemini çıkartmakta ve İnsanlık Epicuros’dan başlayarak 2300 yıldır bu “kötülük problemi” üzerine kafa yormaktadır. Ancak gelinen noktada ortalığa saçılan kötülüğü kendi sorumluluğunun üzerinden atıp bir başka sorumlu metafizik güç üzerinden okumak yerine, masum bir bebekten nasıl katil yaratılabildiğine ilişkin olup bitene kafa yormak daha doğru gibi geliyor bana… 

“Kötülüğün sıradanlığı” kadar “sıradanlığın kötülüğü” de özellikle az gelişmiş ülkelerin bir başka derdi gibi gözüküyor. Bazı sıradan insanların zekalarını aşan hırslarının hiç mi sorumluluğu yok bunca kötülüğün var olmasında? Boğaziçi Üniversitesi Rektörlüğüne atanan kayyumun liyakatsizliği ortada iken hala direnmesinin bir anlamı var mı? Sınırlı ömrü bittikten sonra nasıl anılacağını düşünüyor acaba? Başka partilerde bulunup sabah akşam iktidar karşıtı söylemlerde bulunanların yetkili yerlere atanınca kraldan çok kralcı olmaları nasıl açıklanır? Halktan yüz göremeyince partisini feshederek, iktidara yamanıp genel başkan vekili olduktan sonra, geçmişte söylediği sözleri inkâr etmeye çabalarken düşmüş olduğu duruma zaman zaman kendisi de gülüyor mudur? Tüm bunlar kötülüğün sıradanlığı mı yoksa sıradanlığın kötülüğü mü? Eğer atanızdan aldığınız genetik mirası sizde geleceğe taşıyorsanız biyolojik bir varlık olarak görevinizi yapmış sayılırsınız. Ancak bunu insan dışındaki canlılarda yapabiliyor. Asıl amaç sizden sonra gelen insanların sizin için “iyi ki böyle bir insan dünyaya gelmiş ve yaşamış” demesi, kalıtsal miras dışında bu dünyaya insana dair bir şeyler bırakabilmektir, bunu anlayabilirsek kurtulma şansımız vardır…





YAZARIN DİĞER YAZILARI

TÜRKİYE ERKEN SEÇİME GİTMELİ Mİ?


GAZETEMİZ

YAZARLAR
nöbetçi eczaneler
HABER ARŞİVİ
ÇOK OKUNAN HABERLER
SON YORUMLANANLAR
HABER ARA
Bizi Takip Edin :
Facebook Twitter
YUKARI