Bugun...


Reyhan Pütün

facebook-paylas
Deniz Gezmiş
Tarih: 06-05-2021 20:10:00 Güncelleme: 06-05-2021 20:10:00


Bugün biraz sert bir yazı yazalım ve çoğumuzun belki de hiç düşünmediği bir konuyu dile getirerek üzerinde biraz konuşalım. Dün Deniz Gezmiş ve arkadaşlarının ölüm yıl dönümüydü. Kırk dokuz yıl önce bu ülke de 25 yaşındaki yurt sever gençler “tam bağımsız Türkiye” istedikleri için asıldılar. Deniz Gezmiş idam sehpasına çıktığında hayatını verdiği mücadelesini şu sözlerle özetlemişti, “Yaşasın tam bağımsız Türkiye! Yaşasın Marksizm-Leninizm. Yaşasın Türk ve Kürt halklarının kardeşliği! Yaşasın işçiler, köylüler! Kahrolsun emperyalizm.” Tutuklandıktan sonra babasına yazdığı bir mektupta ise şöyle diyordu: “Baba, sana her zaman müteşekkirim. Çünkü Kemalist düşünceyle yetiştirdin beni. Küçüklüğümden beri evde devamlı Kurtuluş Savaşı anılarıyla büyüdüm, baba biz Türkiye'nin ikinci kurtuluş savaşçılarıyız.” Evet Deniz Gezmiş “Marksist-Leninist” olmakla övündüğü kadar “Kemalist” olmakla da övünüyordu. Mahkemedeki savunmalarında kendilerini “Atatürk’ün emanetçileri” olarak tanımlıyor, “Mustafa Kemal’i kendimize silah arkadaşı olarak kabul ediyoruz” diyorlardı. Oysa Mustafa Kemal antiemperyalist olmakla birlikte antikapitalist bir tutum içinde değildi. Sınıf mücadelesinin bölünmeye yol açacağını, milli mücadeleye zarar vereceğini düşünüyor ve 1917 devrimini yapmış olan Sovyetler Birliğinden silah yardımı almasına karşın onun sosyalist politikalarından özenle kaçınıyordu. Ayrıca milli bir burjuva sınıfı yaratarak karma ekonomi adı altında kalkınmaya inanıyordu. Lenin ise “antikapitalist olmadan antiemperyalist olunmaz” demişti. Peki neydi Deniz Gezmiş ve arkadaşlarını Marksizm’e inandıkları kadar Kemalizm’e de inanmalarını sağlayan?..
O günlerde Türkiye Sosyalist Hareketi geçmişten gelen doğrusal tarih anlayışını ve buna bağlı olarak “iki aşamalı devrim stratejisi” fikrini benimsemişti. Buna göre her toplum tarihin zorunlu evrelerinden sırasıyla geçmek durumunda olduğundan, bu evrelerden biri atlanarak bir sonrakine erişilemezdi. Kapitalizm öncesinde bulunan gelişmemiş ülkeler sosyalizmin önkoşullarından mahrumdu. Türkiye’nin sosyalizme ulaşabilmesi için önce milli, sonra sosyalist olan iki aşamalı bir devrim öngörülmüştü. Birinci aşamanın tarihsel görevleri, “antifeodal” ve “antieperyalist” bir ülke kurma göreviydi. Kemalizm bu görevleri yerine getirmek için ilk adımları atan tarihsel bir hareket idi. Deniz Gezmiş ve arkadaşları “Türkiye’nin kalkınması için tek ve zorunlu şart ABD’nin yurttan atılmasıdır” diyorlardı. Bu bakımdan sosyalistlikleri ile Kemalistlikleri arasında neredeyse doğal bir ilişki kurmuşlardı. Sosyalizmi kurmadan önce Mustafa Kemal Atatürk’ün başlattığı devrimi tamamlamak ve Türkiye’yi kalkındırmak gerektiğine inanıyorlardı. Mahir Çayan, kendilerinin Kemalizm’in gerçek mirasçıları olduğunu vurguluyordu. Çünkü ona göre, emperyalizmin en tutarlı karşıtları sosyalistlerdi ve Kemalizm’in özü de antiemperyalizmdi. Onlar varlıklarını hiçbir karşılık beklemeden Türkiye halklarına armağan ettiler. Ölümsüzlüğün ne demek olduğunu hepimize bir güzel öğretip gittiler…
 
 




YAZARIN DİĞER YAZILARI

TÜRKİYE ERKEN SEÇİME GİTMELİ Mİ?


GAZETEMİZ

YAZARLAR
nöbetçi eczaneler
HABER ARŞİVİ
ÇOK OKUNAN HABERLER
SON YORUMLANANLAR
HABER ARA
Bizi Takip Edin :
Facebook Twitter
YUKARI