Bugun...


Reyhan Pütün

facebook-paylas
Gelenek ve modernite (2)
Tarih: 17-05-2021 20:06:00 Güncelleme: 17-05-2021 20:06:00


Günlük yaşamda olup bitene boş verip, bugün yaşananlar da dahil ne geldiyse başımıza muhafazakarlar ve modernler olarak ortadan ikiye yarılmamızdan geldiğini düşünerek, bunun nedenlerini incelediğimiz konumuza kaldığımız yerden devam edelim. Aynı zamanda “hem yok etmek hem saklamak hem de yükseltmek” anlamına gelen Hegel’in “aufhebung” kavramını irdelediğimiz “Diyalektik” başlıklı yazımıza gelen yanıtları sizlerle paylaşıyordum. Bugün de kendine özgü saptamalarıyla sevgili astrofizikçi dostumun yanıtını biraz kısaltarak sizlere aktarıyorum:

“Türkiye ‘de ne muhafazakarlık kavramsal anlamıyla muhafazakarlık, ne de modernlik modernlik. Her ikisi de ülkemizde anlaşıldığı ve uygulandığı hali ile kendi kavramlarının bile içeriğine uymayan çürük duruşu nedeniyle batıda kullanıldığı anlamlarından çok farklı garabet bir Türkiye pratiği gibi duruyor. Her ikisi de “miş gibi” yapıyor. Muhafazakar “miş gibi” muhafazakar, modern “miş gibi” modern… Yani öncelikli olan, olgunluklarını tamamlamamış olan bir muhafazakarlıkla, modernitenin bir karmaşadan ibaret olacak olan sentezi değil her ikisinin de kendi içerisinde sorgulanarak yükseltilmesi ve hamlıklarının giderilmesi olduğunu düşünüyorum. Günümüz muhafazakarlığı sentezler ve çabalar üzerinden kazanılmış değerler üzerinden değil, dini veya ideolojik tercihler üzerinden yükseltilmiş seçkin bir geçmişe sadakat anlayışına dayanıyor. Muhafazakâr insanının beslendiği iki ana dal olan din ve milliyetçiliği kendisine aktarılanın ötesinde ele alabilecek donanımı ve cesareti yok. Donanımı yok; çünkü ait olduğu çevre ve sistem sadece elenmiş ve doğru diye dayatılmış kaynaklarla beslenmesini istiyor. Cesareti yok; zira bu daraltılmış kültürü tek doğru olarak kabul ediyor ve dışına çıkmayı bir tür ihanet sayıyor. Muhafazakar zihin geçmişin karşıtlıkları ile oluşmuş değerleri ortaya çıkaramıyor, zira üzerinde düşünmeyi ve sorgulama yapmayı gerektiren bu çaba yerine tembellikten ve kolaycılıktan başka bir şey olmayan eskiyi taklit etmeyi, tekrarları, ritüelleri bir marifet sanıyor. Oysa muhafazakar olmak geçmişin karşıtlıklarına ve kazanımlarına da sahip çıkmayı gerektiriyor öncelikle. Çünkü değer dediğimiz kavram mevcudu daha iyiye daha doğruya daha güzele taşıyan ve karşıtlıklarla oluşmuş bir kavram. Böyle değerleriniz yoksa neyi muhafaza edeceksiniz de muhafazakar olacaksınız? Kaldı ki o değerleri de aynen kullanmak değil, ilkeleştirip günün şartlarına göre yorumlayıp yenilemek ve güncellemek de aslında bir muhafazakarlık sorunu. Yani muhafazakarlık öyle üstüne yatma işi değil. Filozofların çoğu aslında böylesine bir muhafazakarlık kalitesi ile yüklüdür.  İlkçağ ve Antik dönemden günümüze kadar tüm düşün tarihimizin verilerinden günümüzde de geçerli olabilecek anlamlar çıkarıp çıkaramayacağımız sorusu ile uğraşırlar. Modernizm de benzer bunalımlar içinde, bulunduğu ortama yabancılaşmış ve köksüzleşmiş bir taklitçilikten ileri gidemiyor. Bu yüzden, zıtlıkların mevcut durumla birlikte ele alınması ve yeni değerlerin üretilmesi yani sentez ve “aufhebung” (yükseltim anlamında kullanıyorum) günümüz koşullarında insanca bir yaşam için herkese gerekiyor. Bunun da yolu, devranın içinde kalmak, düşünmek, sorgulamak ve eylem…”





YAZARIN DİĞER YAZILARI

TÜRKİYE ERKEN SEÇİME GİTMELİ Mİ?


GAZETEMİZ

YAZARLAR
nöbetçi eczaneler
HABER ARŞİVİ
ÇOK OKUNAN HABERLER
SON YORUMLANANLAR
HABER ARA
Bizi Takip Edin :
Facebook Twitter
YUKARI