Bugun...
SON DAKİKA


Reyhan Pütün

facebook-paylas
Devlet ve çuval
Tarih: 24-05-2021 19:22:00 Güncelleme: 24-05-2021 19:22:00


Kendimizce çok önemli gördüğümüz, niye bu halde olduğumuz üzerine kafa yorduğumuz “Diyalektik”, “Gelenek” ve “Modernite” üzerine yazdığımız bir dizi yazı süresince ülkede neler oldu neler… Gerçi bu topraklarda olup bitene hiç şaşırmama bağışıklığını kazanmış olsak da “bu kadarına da pes” dediğimiz durumlarla karşılaşmadık değil. Son günlerin en büyük eğlencesi organize suç örgütü lideri Sedat Peker’in yayınladığı, izlenme rekorları kıran videolarla, toplumun hafızasını yeniden oluşturma gayretleri. Bu arada sayın Cumhurbaşkanı olup bitene çok değerli bir yorum yaptı: “Terör örgütleri gibi suç çeteleri de zehirli bir yılan gibidir. Onlarla aynı çuvala girerseniz daha sonra başınıza geleceklere rıza göstermiş olursunuz”. Bunun gereğini yerine getirebilmek için zehirli yılanı tanıma bilincini geliştirmek gerekir. Yoksa bu çok doğru laf boşlukta kalır. Zaten iktidar partisi de çuvala mutlaka birileriyle giriyor, hiç tek başına bir iş yapamıyor. Çuvalda hep tarikatlar ve cemaatler vardı. İçlerinden FETÖ ile girdiği şampiyonluk yarışını karşı tarafın hile yapması sonucu az daha kaybediyordu, neyse sonra çabuk aydılar ve kandırıldık dediler. Bir ara çuvala HDP ile girmişlerdi. Selo; “seni başkan yaptırmayacağız” deyince hemen çuvaldan çıkıverdiler. Şimdi MHP ile birlikteler. Eşyanın doğası gereği mafya ile de aynı çuvala girilmiş oldu. Herkesçe bilinen ülkenin en büyük organize suç lideri, küçük ortağın himayesinde tutukevinden çıkıp, önemli şahsiyet pozisyonunda ana muhalefet liderini tehdit edebiliyor. Ardı ardına yayınladığı videolara ortalığı kasıp kavuran, akademisyenlerin oluk oluk kanını akıtarak banyo yapacak bir diğeri bugüne dek miting meydanlarında iktidarın siyasi propagandasını yapabiliyor. İkisi de “devletsiz mafya olmaz” sözünün başrol oyuncuları değil mi? Yani demem o ki velinimetimiz iktidarımız henüz zehirli yılanı tanıma ve ondan uzak durma bilincini geliştiremedi…

Pek bilinen, meşhur bir fıkra bugünlerde dilden dile dolaşıyor. Hani adamın cinsel uzvunda morarmalar olmuş, yaralar çıkmış, baş vurmadığı doktor kalmamış. Hepsi birden “kangren olmuş, bunu kesmek lazım” demişler. Adamda bir üzüntü, bir kaygı, en son umut bu işten çok iyi anlayan bir profesörü önermişler. Hemen gidip yalvarmış: “Aman hocam beni kurtar”. Profesör bakmış incelemiş, “kesmeye gerek yok” demiş. Adamda bir sevinç, bir coşku. Hoca soğukkanlı devam etmiş: “Kesmeye gerek yok, çok yakında kendiliğinden düşer…” Bu fıkrayı anımsatıp hiçbir şey yapmaya gerek yok, bu iktidar kendiliğinden düşecek demeye getiriyorlar. Çevremizde Sedat Peker videolarına sırtını yaslayıp, keyifle seyredenlerin sayısı gün geçtikçe artıyor. Yapılan bunca adaletsizliğin, hukuksuzluğun kıymetli olabilmesi ve istenilen sonucu verebilmesi için o ülkede önce demokrasi, özgür basın ve kusursuzca işleyen bir adalet sisteminin olması gerekir. Bunlardan biri eksik olsa sonuca ulaşmak zorlaşır. Ülkemizde değil birinin eksikliği hiçbirinin esamesi okunmuyor. Konu hakkında toplumun sesi gür çıkmazsa korkarım unutulur gider. İnsanoğlunun çaresiz kaldığında kendisini kurtaracak kahramanı yaratmasında üzerine yoktur. Bir zamanlar Cem Uzan bile umut olup %7 oy almıştı, durumu görünce o bile yeniden kımıldanmaya başladı şimdilerde. Bu ülkede beklenti yaratan muhalefeti bile mafyanın yapması hepimizin utancıdır. Sosyal medyada iyi bir uyarı var, kulak vermek lazım: “Susurluk’ta kamyon bekleme örgütlen diyorduk, şimdi video bekleme örgütlen diyoruz…” 





YAZARIN DİĞER YAZILARI

TÜRKİYE ERKEN SEÇİME GİTMELİ Mİ?


GAZETEMİZ

YAZARLAR
nöbetçi eczaneler
HABER ARŞİVİ
ÇOK OKUNAN HABERLER
SON YORUMLANANLAR
HABER ARA
Bizi Takip Edin :
Facebook Twitter
YUKARI