Bugun...


Reyhan Pütün

facebook-paylas
İnsan ve devlet
Tarih: 31-05-2021 18:38:00 Güncelleme: 31-05-2021 18:38:00


İnsan beyni evriminin hala sürüp sürmediğine yaşadığımız sınırlı zaman diliminde bizzat tanık olmak olası değil, ancak insanlık tarihine bakarak neler olup bittiğini anlayabiliyoruz. Yaklaşık bir buçuk milyon yıldır farkındalığımızı arttırmaya başladığımızı, son olarak da on bin yıl kadar önce alın lobumuzun yan kısımlarının (frontal lateral korteks) gelişimini tamamlayarak bugünkü haline getirdiğimiz söylenebilir. Arada neler oldu neler. Evrimleşme beynimize yeni alanların eklenmesiyle değil, eski alanların hacım ve içerik olarak artımı, değişimi ile oluşmuş. Mesela kırk bin yıl evvel “epizodik (zamansal) belleği” geliştirmek için “denizatı” görünümündeki hippocampusun evrimi gerekmiş. Böylece anıları saklamak ve o anıların ışığında geleceği kurgulamak, geçmişten geleceğe köprü kurmak mümkün olmuş. Bu evrimsel gelişim belki de başardığımız en büyük iş gibi gözüküyor. İşte tarihi öğrenebilmek ve anlayabilmek bunun için önemli. Geçmişte ne oldu, gelecekte ne olması gerekir hep geliştirdiğimiz beynimizin insana özgü parçaları sayesinde anlayabiliriz. Son olarak neokorteksimizi yapılandırarak insan olmuşuz. Yargıya varabilme yeteneği kazanıp diğer canlılardan ayrılmayı başarabiliyoruz. Peki nasıl oluyor da bazılarımızda görevini tam anlamıyla yapamıyor beynimiz? Bunu da başlı başına yazı konusu olan beynin “nöroplastisitesi” ile açıklıyoruz. Beynimize hangi şekli vermişsek davranışlarımızın özünü de o oluşturuyor…

Bir devletin en temel gücü saygın bir devlet olması ve öyle kalabilmeyi başarabilmesidir. Toplum giderek “her şey güzel olacak” diyenlerle, “bu bir şey değil daha neler olacak” diyenler arasında birbirine kırdırılıyor. Bu da devletin gücünü dolayısıyla da saygınlığını kaybettiriyor. Altı yüz yıldan fazla hüküm süren Osmanlı İmparatorluğu tarihin gelişimine ayak uyduramadığı için son bulmuş, ulus devletlere parçalanmıştı. Mustafa Kemal din-tarım imparatorluğundan çağa uygun bir ulus devlet, okuma yazma bilmez ümmetten yurttaş yaratmıştı. Sahip çıkılmazsa devrimlere, bir kez oldu diye, hep olduğu yerde öyle kalmıyor ne yazık ki. AKP her zaman Cumhuriyeti koruyup kollayan bir parti olmadığını açıkça ortaya koydu. Aksine demokratik, laik ve sosyal hukuk devletini çeşitli entrikalarla “davası” olarak gördüğü teokratik İslam devletine dönüştürme çabası içinde oldu. Ülke tekrar çağına uygun düşünmeyen, çapsız, liyakatsiz, dinci, çıkar gurupların eline geçti. Osmanlının sonunu hazırlayan hazin fırtınalar Cumhuriyetin de sonunu hazırlamak üzere kolları sıvadı. Yarın ne olacağının tabii ki önemi var ama ondan daha önemlisi; o olan şey karşısında bizim ne yapacağımız gibi gözüküyor. Bu soygun ve talan düzeninin ömrüne bakarak toplumun zeka düzeyini de ölçmüş olacağız sonuçta…





YAZARIN DİĞER YAZILARI

TÜRKİYE ERKEN SEÇİME GİTMELİ Mİ?


GAZETEMİZ

YAZARLAR
nöbetçi eczaneler
HABER ARŞİVİ
ÇOK OKUNAN HABERLER
SON YORUMLANANLAR
HABER ARA
Bizi Takip Edin :
Facebook Twitter
YUKARI