Bugun...
SON DAKİKA


Reyhan Pütün

facebook-paylas
Gelenek ve modernite
Tarih: 10-05-2021 19:22:00 Güncelleme: 10-05-2021 19:22:00


Yazacak günlük konu çok birikti belki ama niye bu durumda olduğumuzu, neden böyle ortadan ikiye bölündüğümüzü anlamaz ve çözüm yollarını bulamazsak sonumuzu pek hayırlı görmüyorum. Bu nedenle ana konumuza geri dönelim diyorum. Muhafazakarlık ve modernlik üzerine yazdığımız “Diyalektik” başlıklı yazımıza hayli elektronik mektup geldi. Hani şu aynı zamanda “hem yok etmek hem saklamak hem de yükseltmek” anlamına gelen Hegel’in “aufhebung” kavramını irdelediğimiz yazımız. O yazıda “Gelenekçilere” ve “Modernistlere” eleştirel bakıyor, zıtların birliğinin doğru sentezi üretemediğini söylüyorduk. Bugün bir açmazın içine düşüşümüzün nedenini ulus devlete geçiş sürecinde muhafazakarlık ve modernizmi bir potada eritip bir üst aşamaya geçemeyişimizin sancıları olarak gördüğümüzü belirtiyorduk. Gelen katkılar içinde özellikle sizlerle paylaşmak istediğim, paylaşmazsam eksik kalacağımıza inandığım iki mektup var; biri Tarih Felsefesi hocası okuldaşım sevgili ağabeyimden, diğeri daha önce de görüşlerini sizlerle paylaştığım astrofizikçi sevgili dostumdan. Bugün Felsefeci ağabeyimden gelene kulak verelim:

“Diyalektik yöntem içinde sentezi bir ‘Yükselme’, üst aşama olarak açıklamak gerçekten yerinde ve doğru bir yaklaşım ki o da senin hep üzerinde durduğun evrim kuramını desteklemekte. Doğal olarak Cumhuriyetin kuruluş yılları çok sancılı bir süreçti. Sancının nedeni de bir sentez olarak ortaya çıkan Cumhuriyet, insan psikolojisinin doğru veya yanlış kemikleşmiş değer yargılarını sosyal bilimlerin verileri üzerinde durarak gerektiğince irdelememiş ve jakoben tavır izlemiş olmasına bağlıydı. Jakobenlik başta zorunluydu ama sonra tadı kaçtı. Bunun üzerine Cumhuriyet sentezine karşı oluşan antitez yer altına girdi ve daha sonra fırsat bulduğunda fışkırarak ortalığı alt üst etti. Cumhuriyet sentezi aşamasında onların değerlerini din sosyolojisi, din psikolojisi verileriyle irdeleyerek ‘ehlileştirmek’, karşılığında alternatif öğretileri sunmak olabilseydi, belki de bugünkü yıkıcı süreci yaşamayabilirdik. İşi Marksist paradigmayla ele alarak irdelersek; Anadolu’daki sermaye güçlenip büyürken o katmanın ideolojisi İslam teolojisi idi. O teoloji kendilerine kimlik vermişti. Ekonomide güçlenen sınıf ve katmanlar mutlaka siyasal iktidarı ele geçirirler. Ele geçirince de değer yargılarını empoze edip üstyapı kurumsallaşmasını oluştururlar. Bugün bizde de böyle oldu. Oysa ABD’nin kurucuları Weber’den alıntıladıkları yaklaşımlarıyla yobaz Püriten, Evangelist ve Protestanların değer yargı ve kurumlarının üzerine gitmeyip onlara anlayış göstererek (anlayış sosyolojisi) burjuva devletini kurup sürdürmüşlerdir.”
Konuya devam edeceğiz, etmek zorundayız…





YAZARIN DİĞER YAZILARI

TÜRKİYE ERKEN SEÇİME GİTMELİ Mİ?


GAZETEMİZ

YAZARLAR
nöbetçi eczaneler
HABER ARŞİVİ
ÇOK OKUNAN HABERLER
SON YORUMLANANLAR
HABER ARA
Bizi Takip Edin :
Facebook Twitter
YUKARI