Bugun...
SON DAKİKA


Reyhan Pütün

facebook-paylas
Tarihten silinmek
Tarih: 03-06-2021 20:05:00 Güncelleme: 03-06-2021 20:05:00


Karl Marx, ister beğenin ister beğenmeyin, insanlık tarihine hem siyasal hem ekonomik hem de felsefe anlamında damgasını vurmuş biridir. Kimine göre siyaset adamı, kimisine göre ekonomist, kimisine göre de filozoftur. Marksizm ise bir öğreti olarak siyasal, ekonomik ve felsefi bir bütünlük içerir. Onun tarih anlayışına göre, "tarih sınıf mücadelelerinin tarihidir". Her ilerici sınıf, belli bir aşamada onu yıkacak olanın karşısında gerici konuma düşer. Egemen sınıfın karşısına başka bir sınıf çıkar. Marksizme göre burjuvazi, feodalizmi tasfiye ederken devrimci, bu tasfiyenin ardından kendi egemenliğini kurduktan sonra ise gerici olarak adlandırılır. Ancak sınıf savaşımı bitmemiştir ve onu alt edecek sınıf bizzat burjuvaziyle birlikte doğan proletaryadır. Marksizm, sınıfların ortaya çıkışından itibaren, tarihi, sınıf savaşımlarının tarihi olarak anlamak gerektiğini söyler. İlkel köleci toplumdan feodalizme, oradan kapitalizme geçildiğini, bu geçişleri sağlayan itici gücün, maddi ekonomik yapıya bağlı olan sınıflar arasındaki savaşım olduğu belirtilir. Ancak sonsuz gerilemeye engel olmak anlamında iş proletaryaya dayandığında durum değişir. Marks’ın tarihsel öğretisi gereği proletarya gerçek çıkarını, sınıfsız toplum yaratma adına kendi varlığını da ortadan kaldırmakta bulmalıdır…

OECD'nin bir araştırmasına göre, yüksek oranda okumayan, okuduğunu anlamayan, sorun çözemeyen bir toplumuz. Bu bizim ezberci, nakilci, safdil, işe yaramaz, iliğine dek sömürülebilecek yani ezenin insafına bırakılmış bir toplum olduğumuzu gösterir. Mustafa Kemal, Din-Tarım İmparatorluğu artığından, emperyalist devletleri de karşısına alarak çağdaş, laik bir ulus devlet projesi oluşturmak için mücadele etmiştir. Bu günkü Türkiye o yıllardaki devrimci ve antiemperyalist duruşun görkemini anti-feodal tavırla süsleyememenin acısını çekmektedir. Toprak ağaları ve yancılarına yenik düşülmüş, yetmiş yıldır altı yavaş yavaş oyulmuştur. Tek tesellimiz bugün gelinen noktada unutulan Atatürk ve Cumhuriyet devrimlerinin yeniden keşfedilmiş olmasıdır. Onu kaybedeli 83 yıl olmuş ama ona ve Cumhuriyete yapılan saldırılar hiçbir zaman azalmamış aksine giderek artmıştır. O bize tek kelimede bağımsızlığı, yurt severliği, aydınlığı, laikliği, devrimciliği, bilimi, kadın-erkek eşitliğinden yana olmayı anlatır. Bir vatandaşımız meşhur bir din hocasına danışarak “kredi çekilip tüp bebek olarak doğmuşum, ben caiz miyim” diye sorabiliyor. Atatürk karşıtlığı da tarih sahnesinden silinmedikçe bu ülkenin düzlüğe çıkması biraz zor gibi gözüküyor…





YAZARIN DİĞER YAZILARI

TÜRKİYE ERKEN SEÇİME GİTMELİ Mİ?


GAZETEMİZ

YAZARLAR
nöbetçi eczaneler
HABER ARŞİVİ
ÇOK OKUNAN HABERLER
SON YORUMLANANLAR
HABER ARA
Bizi Takip Edin :
Facebook Twitter
YUKARI