Bugun...
SON DAKİKA


Rıdvan Karluk

facebook-paylas
Yekta Saraç: “Üniversitelerde Liyakati Önceleyeceğiz”
Tarih: 14-02-2021 19:17:00 Güncelleme: 14-02-2021 19:17:00


Yükseköğretim Kurulu Başkanı sayın Prof. Dr. Yekta Saraç, 11 Şubat  Perşembe günü "Yeni YÖK olarak kaliteyi, şeffaflığı ve liyakati önceleyerek yeni ve yenilikçi çalışmalarımıza devam ediyoruz. Akademideki atamalara ilişkin şikayetlerin ancak şeffaflık ve liyakati önceleyerek çözülebileceğini, önümüzdeki günlerde liyakat ve ehliyeti öne çıkaracak yeni kararlar alınacağını da ifade etmek isteriz" demiştir. Bunun üzerine Turkish  Forum’da aynı gün “Yekta Saraç: “Üniversitelerde Kaliteyi, Şeffaflığı ve Liyakati Önceleyeceğiz” başlıklı bir yazı yayınladım. (https://www.turkishnews.com/tr/content/wp-admin/post.php?post=717816&action=edit) Yazımdan bir alıntı aşağıdadır:
“YÖK Başkanı  sayın  Saraç haklıdır. Fakat vurgu yaptığı  “liyakat ilkesine” YÖK  uymamaktadır. Bu bir çelişkidir. Şimdi bu çelişkiye uygulamadan bir örnek vermek istiyorum. Öğretim üyelerinin eserlerine yapılan  atıf sayısı  yapılan çalışmanın kalitesine bağlıdır. Atıf sayısının artması araştırmacıların kendileri tarafından değil çalışmalarının yer aldığı bilimsel çevre tarafından takdir edilmesi ile mümkündür. Türk üniversitelerinin çoğu dünya sıralamalarında geriye düşmektedir. Bunun sebebi, etki değeri yüksek dergilerdeki makale sayılarının yeterince hızlı şekilde artırılamayışıdır. Atıf alamayan makaleler azaldıkça ilgili üniversitenin makale başına düşen atıf sayısı artacağı için makale başına düşen atıf sayısını artıran üniversitelerin sıralamalarda ilerleme şansı  olacaktır. Türkiye kaynaklı bilimsel makaleler arasında atıf alanların oranı da uzun süredir dünya ortalamasının altındadır. Bu durum üniversitelerimizin dünya sıralamalarında gerilemesini hızlandırmaktadır.” 
Sayın Başkan Saraç’ın bu açıklaması üzerine URAP Başkanı sayın Prof. Dr. Ural Akbulut’un   görüşü ile  YÖK Başkanı’nın görüşlerinin aynı olduğunu yazımda açıkladım.

“Türk üniversitelerinden birinin 2023'te yani 3,5 yıl sonra ilk 100'e girmesi matematiksel olarak mümkün görünmüyor. Son yıllarda sıralamalarda ilerleme yerine  gerileme yaşıyoruz. İlk 100'e girmek için en az 7-8 dünya ıralamasında ilk 500'de 15-16 üniversitemiz olmalı. İlk 400'de en az 10, ilk 200'de en az 5 üniversitemiz olmalı ki bir tanesi ilk 100'e girebilsin. Rusya 2012'de benzeri amaçla 5-100 projesini başlattı ve yüz milyonlarca dolar harcadı ama hala ilk 100'de 5 değil bir üniversitesi bile yok. Biz henüz bu amaç için hiç para ayırmadık. Hedef koyulması iyidir ama bütçe ayrılmadan ve akademik performans artırıcı  uygulamalar başlatmadan ilk 100'e girebilen üniversitemiz olmaz. Hiçbir başarı enerji, para ve çaba harcamadan kendiliğinden gerçekleşmez. Umarım bilimsel performansı en yüksek 10-15 üniversitemize dünyadaki rakamlara paralel miktarda performansa dayalı Ar-Ge bütçesi ve araştırmacı kadrosu verilir. tüm üniversitelerde atama ve yükseltmelerde, sadece akademik performansı en yüksek akademisyenler tercih edilir. Bunlar zor değil sadece istemek yeterli.”

Liyakat akademik kariyerde  önemlidir ama buna uyan var mı? Bence yok.  Hem liyakat diyeceksiniz, sonra bunu hiç dikkate alamadan uygulama yapacaksınız. Bu işe hiç aklım ermedi. Söz konusu olan  bir gelişme  geçen hafta çok büyük öğrencisi olan bir üniversitede yaşanmıştır.  Bakalım YÖK bu uygulamaya ne diyecek, merak etmekteyim. Bu kapsamda  Yükseköğretim Kurumları Yönetici, Öğretim Elemanı ve Memurları Disiplin Yönetmeliği Uygulamasını da YÖK’ün bilgisine sunmak  istiyorum:  “Kamu Görevinden Çıkarma: n- Bir başkasının bilimsel eserinin veya çalışmasının tümünü veya bir kısmını kaynak belirtmeden kendi eseri gibi göstermek.”

Eğer bu madde  yürürlükte ise bu suçu işlemiş birinin,  aftan yararlanarak üniversiteye geri döndükten sonra Türkiye’nin alanında tanınmış bir üniversitesinde önemli bir bilimsel makama getirilmemesi gerekir, eğer YÖK gerçek anlamda liyakata önem veriyorsa. Eğer sözde liyakat söz konusu ise zaten söylenecek söz kalmamıştır. Fakat bize düşen, bu görevi yerine getirmektir gerçekten liyakata önem veren bir öğretim üyesi olarak. "Üniversitelerinde bilimsel hırsızlığın doğal karşılandığı bir ülkenin elbette tüm yaşam alanları soyulacaktır."
Emile de Girardin  iyi bir tespit yapmıştır: “Gerçeği yer altına gömseniz bile, o yine büyüyerek patlayacak ve her şeyi yok edecektir.” Bu gerçek yer altına gömülmüştür ama günümüzde patlamış ve her şeyi yok etmiştir. Fatih Sultan Mehmet’e acaba katılmamak mümkün mü? “Gerçek, çoğu zaman karartılır; fakat hiçbir zaman sönmez.”  “Yönetimde liyakat esas alınmalıdır” şeklinde sıkça duyulan bu kelimenin  aslı  Arapça olup,  “lyk” kökünden gelmiştir, layık olma anlamına gelir. 

Türkçede; yaraşmak, yakışmak ya da uygun olmak  anlamındadır. Bir kişinin, kendine iş verilirken güven duyulmasını elde ettiren kalitesi, o işe yaraşması, yeterlilik, layık olma, uygunluk   demektir. Liyakatli; liyakatli olan, liyakat ehli, iş bilir, değerli, bir işte başarı gösterme gibi.

Acaba  liyakata Türk üniversitelerinde ne derece önem veriliyor? Gerçekten veriliyor mu?  Bence verilmiyor. Bunu bildiği için sayın YÖK Başkanı buna özellikle dikkati çekmiştir. Aşağıdaki  açıklamalar  bir belgeden alınmadır. Süreç ile ilgili kişiler bilgilendirilmiş fakat yetkili kişilerden şimdiye kadar cevap alınmamıştır. Cevap gelmediği ve konu   aktüel olduğu için  sadece mevcut kayıtlardan aktarma yapılacaktır. Bu kapsamda kesintiler olabilir. Çünkü çok uzun bir metinden sadece can alıcı kısımlardan  alıntı yapılmıştır. Bu sebeple  “Çünkü hırsızlığa konu olan kitap, bir doçentlik tezi idi” diye başlamak zorundayım.  
“…Çünkü hırsızlığa konu olan kitap, bir doçentlik tezi idi. İntihal ile suçlanan  … bu tezi ile doçent unvanı almıştı. YÖK Denetleme Kurulu bu girişimim üzerine ikinci defa ilgili hakkında yeni bir soruşturma açmış ve bu defa Ankara Üniversitelerinden oluşturulan üç kişilik yeni bilirkişi heyeti yine ayrı ayrı yazdıkları raporlar ile ilk heyet gibi ilgili hakkında ‘yapılan soruşturma sonucu, adı geçenin üniversite öğretim mesleğinden çıkarma cezası ile cezalandırılmasını YDK´na teklif’ edilmesine karar vermiştir.” 
“İntihalci öğretim üyesinin intihal yaptığının Ankara 14. İdare Mahkemesi’nin 07.03.2012 gün ve E.2010/1192, 2012/254 sayılı ve 7 Nisan 2012 tarihli kararında intihal fiilinin işlendiği tespit edilmiştir. Bu karardan önce …     ….  Gazetesi’nde konu ile ilgili olarak yazdığım bir yazı sebebiyle aleyhime açmış olduğu ‘20 bin TL’lik’ tazminat davasında … 1. Asliye Hukuk Mahkemesi (Esas Karar No: 2009-2010/20) hem davayı reddetmiş ve hem de kendisinin intihal fiilini işlediğini bilim jürilerinin hakkında verdikleri raporları esas alarak şöyle tespit etmiştir: Şu halde davacının mezkur eserinde intihal yapıldığı hususunda emarenin MEVCUT OLMADIĞINDAN SÖZ EDİLEMEZ. 
Dolayısıyla davalı tarafından yazılan yazı görünüşteki gerçeğe uygundur. Görünüşteki gerçeğe uygun olan bir yazı nedeni ile yazan kişi aleyhine manevi tazminata hükmetmek mümkün olamayacağından… dava reddedilmiştir. Karar temyiz edilmiş fakat Yargıtay Mahkeme’nin kararını onaylamış ve KARAR “MUHKEM KAZİYE” HALİNE GELMİŞTİR.  Türkiye’de bilim etiğine aykırı davrananlara karşı yeterli ve etkili önlem alınamadığı için, eğer ilkeli bir öğretim üyesi çıkıp konuyu YÖK’e ve yargıya taşımaz ise, intihal olayının üstü maalesef örtülmektedir.” 
Muhkem kaziye ne demek? Tam, sağlam hüküm anlamındadır. Temyizin tasdikinden geçmiş, değişmez hale gelmiş mahkeme kararı ki, böyle bir karara mazhar olan herhangi bir şey hakkında tekrar dava açılamaz; dava mevzuu yapılamaz. Aksi takdirde kanun namına kanunsuzluk yapılmış olur. Buna "Kaziye-i mahkumun biha" da denir.  Sağlam hüküm anlamına gelir. Temyizin tasdikinden geçmiş, değişmez hale gelmiş mahkeme kararı ki, böyle bir karara mazhar olan herhangi bir şey hakkında tekrar dava açılamaz; dava mevzuu yapılamaz. Aksi takdirde kanun namına kanunsuzluk yapılmış olur.  Osmanlıca’daki yazılışı “kaziye-i muhkeme”dir.
Eğer bir ülkenin üniversitelerinde bilimsel hırsızlıklar (intihaller) doğal karşılanıyorsa, o ülkenin tüm yaşam alanları soyuluyor demektir. Üniversitelerimiz, bilimsel hırsızlık yapanlara disiplin yönetmeliğinin hükümlerini derhal uygulayarak bu hırsızları sistem  dışına çıkardıkları zaman bilimsel anlamda güçlenirler. Üniversitelerimizde etik ihlallerinde “benim hırsızım iyidir” ya da “kol kırılır yen içinde kalır” denirse, bundan en çok o üniversitelerimiz zarar görür. 
İntihal, (aşırma), bir kişinin eserinde başka kişilerin ifade, buluş veya düşüncelerini kaynak göstermeksizin kendisine aitmiş gibi kullanmasıdır. İntihal bir tür sahtekarlık ve hırsızlıktır. İntihal genelde bilinçli olarak hızla yükselmek amacıyla yapılır. Ciddi bir akademik suçtur. Bilgi çalmak ile kuyumcudan altın çalmak arasında hiçbir fark yoktur. İlki çok daha tehlikelidir. Çünkü, bilgi çalıp yükselenler, ileride bu alışkanlıkların genç nesle de aktarabilirler, aktarmasalar bile kötü örnek olurlar. 
Başlıca türleri şunlardır: alıntı ifadeler,  fikirler için kaynak göstermeme, ödünç alınan ifadeleri tırnak içinde yazmama gibi. Başkalarına ait fikirler alıntı yapılırken, yeni cümlelerle ifade edilseler bile kaynak gösterilmesi gerekir. Araştırmalarda görülmüştür ki;
İntihal, daha çok ciddi bir öğretim elemanı kadrosu oluşmamış bölümlerde görülmektedir.
Usta çırak ilişkisi içerisinde yetişmemiş, ciddi bir ustası olmayan öğretim elemanlarında daha sık rastlanmaktadır.
İntihalciler  Doğan Cüceloğlu´nun sınıflamasına göre "popüler optimist" karaktere sahiptirler.
Ciddi bir akademisyen 20-25 yayın ile kendisini kabul ettirmişken, intihalciler çok daha fazla yayın yapmalarına rağmen kendilerini meslektaşlarına kabul ettirememişlerdir.
İntihalciler, şikayet olması durumunda hemen en adi komplo girişiminde bulunmaktadırlar.
 Ciddi bir bilim insanı, dünya görüşü ve inancı ne olursa olsun aydınlık yüzlü, pozitif enerji veren, ilkeleri olan, sevecen, hoşgörülü ve bir beyefendi/hanımefendi davranışı sergilerken, intihalciler daha çok "yavuz hırsız" davranışı içindedirler.

Ülkemiz bilimsel, akılcı, eleştirel düşünen, yenilikçi ve yaratıcı kişiler  yetiştiren toplum olma düzeyine henüz yeterince gelmemiş olduğundan, etik dışı davranışlara üniversitelerimizde sıklıkla rastlanmaktadır. Bilimsel hırsızlık yaptıkları raporlarla kanıtlanmış olanlar eğer “üniversitemizin adı kötüye çıkar” kaygısıyla aklanmaya çalışılırsa, gerçek bilim insanlarına hem haksızlık ve hem de hakaret edilmiş olur. Fakat, “güneşin balçıkla sıvanmayacağı” gerçeğini ilgililer hiçbir zaman unutmamalıdırlar.
Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu (FSEK) “başkasının eserini kendi eseri olarak gösterme”nin intihal suçunu oluşturduğunu kabul etmiş (Md.71/3) ve bu suçu işleyen kişilere dört yıldan altı yıl kadar hapis ve ağır para cezası verileceğini hükme bağlamıştır. İntihal suçunu işleyen öğretim üyesi özür diler ve el öperse, bu suçtan dolayı affedilemez. Çünkü, intihal şahsi bir suç olmayıp, kamuyu ilgilendirir. Özür dilemekle suç unsuru ortadan kalkmaz.
Türkçede “yayın balığı” kavramı vardır. Bu  balığın  bir şeyi yayımlayıp yaymakla ilgisi yoktur. Dip balığıdır. Çamurlu ve bulanık suları sever. Çok kokar. Lezzetli olduğu iddia edilir ama bu lezzete ulaşmak için çok temizlemek ve kokulu bitkilerde bekletmek gerekir. Bir de argoda yer aldığı biçimiyle “yayın balıkları” vardır. 
Bunların balıkla  ilgisi yoktur, `balık` yayınlara sahiptirler.  Hatır için çıkar için köprüyü geçenlere, geçene kadar hesap yapanlar tarafından göz yumulur.  Emekleri, katkıları, çabaları yoktur. Başka meslektaşlarının kaleminden çıkan metinleri birleştirip kitap yaparlar. Ya da tiridine bandıkları, para verip aldıkları yazılarla bezedikleri kitaplara süslü süslü adlarını yazarlar.  Bu tam bir `balık`  durumdur. Ve bir şairin unutulmaz dizelerine nazire yaparak “Balık gibisin be kardeşim”  dedirtmeye zorlarlar  insanı. `Yayın balığıdır onlar.
Yayın balıkları  türlü türlüdür. Avcıdır kimi, kimi toplayıcıdır, kimi de çalar.  Çarpar böler, kesip yapıştırırlar. Ölçmek mi gerekiyor? Ölçerler.  Ölçüye göre biçerler. Az mı geldi? Çarparlar. Çok mu geldi? Bölerler. Bunlar, “balık` yayınları olur.” Yayın balığı üzerine ben söylenecek başka söz bulamıyorum, sadece aşağıda Ümit Yaşar Oğuzcan’dan bir alıntı yapmak istiyorum. İsteyen yorumu kendisi yapsın ve düşünsün.  “Çünkü onların kendilerine ait hiçbir şeyleri yoktur da ondan.” 

Aşağıdaki çalışmada; yağmacı/sahte dergilerin (PFJ'ler: Predatory/Fake Journals)  nerede kurulduğu, hangi ülkelerin araştırmacılarının PFJ'lerde daha sık yayın yaptıkları,  PFJ'lerin editörlerinin kimliği  ve bu tür yayınları hangi faktörlerin teşvik ettiği araştırılmıştır. Veri toplamak için bir anket ve yarı yapılandırılmış  izleme yapılmıştır. Sonuçlar, PFJ'lerin çoğunun gelişme yolunda olan ülkelerde bulunduğunu göstermektedir.  
PFJ'lerde yayın yapan en fazla sayıda araştırmacı Hindistan, Nijerya ve Türkiye'den olup, PFJ'lerdeki yayınların çoğu gelişme yolunda  olan ülkelerdeki araştırmacılar tarafından  yapılmaktadır. Görüşülen Türk araştırmacılar, hızlı akademik yükselme arayışıyla makalelerini PFJ'lere  gönderirdiler. Teşvik ödeneği sistemi, araştırmacıları PFJ'lerde yayınlamaya teşvik eder. İyi bilinen "yayınla ya da yok ol" baskısı ve farkında olmama, katılımcıları makalelerini PFJ'lere sunmaya iten diğer  faktörlerdir. 

Şimdi,  aşağıda vereceğim örnek yaşanmıştır:“CQH 2015 Proceedings Book, Sakarya / Turkey www.icqh.net Copyright © International Conference on Quality in Higher Education(ICQH) 491 Türk Yükseköğretiminde Bilimsel Hırsızlıklar: Bir Örnek Olay.”   Oldukça kapsamlı ve uzun olan bu yayından önemli kısımları paylaşarak sayın YÖK  Başkanının neden üniversitelerde “liyakata” önem verdiğinin önemine işaret etmek istiyorum.
“…hırsızlığa konu olan kitap, bir doçentlik tezi idi. İntihal ile suçlanan  Dr…. bu tezi ile doçent unvanı almıştı. YÖK Denetleme Kurulu bu girişimim üzerine ikinci defa ilgili hakkında yeni bir soruşturma açmış ve bu defa Ankara Üniversitelerinden oluşturulan üç kişilik yeni bilirkişi heyeti yine ayrı ayrı yazdıkları raporlar ile ilk heyet gibi ilgili hakkında ‘yapılan soruşturma sonucu, adı geçenin üniversite öğretim mesleğinden çıkarma cezası ile cezalandırılmasını YDK´na teklif’ edilmesine karar vermiştir. 
İntihalci öğretim üyesinin intihal yaptığının Ankara 14. İdare Mahkemesi’nin 07.03.2012 gün ve E2010/1192, 2012/254 sayılı ve 7 Nisan 2012 tarihli kararında intihal fiilinin işlendiği tespit edilmiştir. Bu karardan önce …   …. Gazetesi’nde konu ile ilgili olarak … bir yazı sebebiyle aleyhime açmış olduğu 20 bin TL’lik” tazminat davasında … 1. Asliye Hukuk Mahkemesi (Esas Karar No: 2009-2010/20) hem davayı reddetmiş ve hem de kendisinin intihal fiilini işlediğini bilim jürilerinin hakkında verdikleri raporları esas alarak  tespit etmiştir: 
‘Şu halde davacının mezkur eserinde intihal yapıldığı hususunda emarenin mevcut olmadığından söz edilemez. Dolayısıyla davalı tarafından yazılan yazı görünüşteki gerçeğe uygundur. Görünüşteki gerçeğe uygun olan bir yazı nedeni ile yazan kişi aleyhine manevi tazminata hükmetmek mümkün olamayacağından… dava reddedilmiştir. Karar temyiz edilmiş fakat Yargıtay Mahkeme’nin kararını onaylamış ve karar ‘muhkem kaziye’ haline gelmiştir. Türkiye’de bilim etiğine aykırı davrananlar karşı yeterli ve etkili önlem alınamadığı için, eğer ilkeli bir öğretim üyesi çıkıp konuyu YÖK’e ve yargıya taşımaz ise, intihal olayının üstü maalesef örtülmektedir.”
Muhkem kaziye,  kesin ve sağlam bozulmaz hüküm demektir. Mahkemenin en sonunda vermiş olduğu karar anlamındadır. Temyiz mahkemesince tetkik ve tasdik edildikten sonra veya temyiz süresi  geçen bir mahkeme kararının, mevzuunu  oluşturan olay hakkında  kesin bir karine ve delil  olarak  kanunen değişmez bir hüküm olarak kabul edilmesi demektir:  Kaziye-i muhkeme.
Yükseköğretim Kurulu Başkanı Prof. Dr. Yekta Saraç, "Yeni YÖK olarak kaliteyi, şeffaflığı ve liyakati önceleyerek yeni ve yenilikçi çalışmalarımıza devam ediyoruz. Akademideki atamalara ilişkin şikayetlerin ancak şeffaflık ve liyakati önceleyerek çözülebileceğini, önümüzdeki günlerde liyakat ve ehliyeti öne çıkaracak yeni kararlar alınacağını da ifade etmek isteriz" demiştir ama sayın Başkan gerçekten buna inanmakta mıdır? Ben zannetmiyorum. Eğer gerçekten bu görüşte ise geçen hafta bir büyük üniversitemizde gerçekleşen bu olayın üzerine giderek gereğini yapmalıdır. Bakalım sayın Başkan “liyakat” konusunda ne kadar samimi, bekleyip  göreceğiz. Benim hiç şüphem yok ama yine de sonuç hakkında beklemek gerektiğini düşünüyorum.
 27 Haziran 2009  tarihli  ve “Gerçek Bilim İnsanı Kimdir? 2” başlıklı yazımdan bir alıntı aşağıdadır:
Bilim insanının temel özelliği yorum yapabilmesidir.
Bilim  insanı özgürdür ve hiçbir otoriteye bağlı değildir.
Bilim insanının otorite ve güç karşısında korkmaya hakkı yoktur.
Bilim insanı yetişkin birey özelliğine sahiptir.
Bilim insanının her şeyden önce biz merkezli, ortak akla güvenen ve yaşatan, sürükleyici vizyon oluşturan bir yapıda olması gerekir. 
Ben merkezli, kısır düşünen, bilgi paylaşamayan, vizyon oluşturamayan yapılardaki kişilikler  bilime katkı sağlamaz, aksine  bilimden yararlanırlar.
Dönemin YÖK Başkan Vekili sayın Prof. Dr. İzzet Özgenç, “ ….hakkında  …. isimli eserinde İNTİHAL YAPTIĞI kanaatinin oluştuğu belirtilmiştir" diyerek, gereğinin yapılmasını ilgili kurumdan talep etmiştir. Bu talebinin gerisinde, alanında uzman İstanbul Üniversitesi´nin üç öğretim üyesinin "intihal yapılmıştır" kanaatinin oluştuğuna ilişkin raporları vardır.  Ayrıca, … Üniversitesi raporunda  imzası bulunan bir öğretim üyesi de, intihali tespit etmiş ve bunu  yazdığı el yazısı mektup ile belgelemiştir: “…intihal iddianda haklı olduğunu gördüm."  
“… Üniversitesi  YÖK´e yazmış olduğu yazıda şu ifadeyi kullanmıştır: "kitap 2000 yılında basıldığından ceza verme yetkisi ZAMAN AŞIMINA UĞRADIĞINDAN herhangi bir ceza verilmesinin de mümkün olamayacağı düşünülmektedir." Diğer bir deyişle Rektörlük, 23.01.2009 tarihli yazısında  intihal fiili işlenmemiştir  dememiş, aksine "intihal fiili gerçekleşmiştir ama zaman aşımına uğradığı için disiplin yönetmeliğini ilgili maddesi uygulanamamaktadır" savunmasını yapmıştır. 
İntihal  suçlarında zaman aşımı 3 Haziran 2005 tarihinde kaldırılmıştır. 2005 yılından sonra intihal yapan öğretim üyeleri artık zaman aşımı gerekçesine sığınamayacaklardır. … İdare Mahkemesi tarafından …    …  iftirada bulunduğunun belirlenmesi  (… 3. Asliye Hukuk Mahkemesi´nin 2004 /321 dava dosyası) üzerine (… İdare Mahkemesi Esas: 2004/1139, Karar: 2005/1223) … yönelik idari işlemi … idare mahkemesi iptal etmiştir. Düzeltme metninde yer alan "… eserin önsözünde sırf kendine teşekkür edildiği için" denerek olay küçümsemeye çalışılmıştır. 
Bilimsel çalışmalarda saygın bir ismin ne kadar önemli olduğunu Yrd. Doç. Dr. Ahmet Can Bakkalcı,  6 Ocak 2009 tarihinde … yazmış olduğu mektupta şöyle ifade etmiştir: "yalnızca isminizin olması bile bizim önümüzü açarak, işlerimizi çok kolaylaştırdı." “…”   YÖK´ün 06.01.2009 tarihli yazısını "yok" (keenlemyekun)  hükmünde sayarak kamuoyunu yanlış bilgilendirmek, TCK Madde 204 ve 277’nci maddelerinin ihlali anlamına gelir ve bu durum bir suçtur.

20 Haziran 2009 tarihli Hürriyet Gazetesi´nde yer alan haber bu açıdan önemlidir. Temiz bir bilim dünyası için, intihalden arındırılmış eserler üreten bir Türkiye için bu yükün altına gireceğim. İntihalci öğretim üyelerinden bazıları, Türk atasözündeki gerçeğe uygun davranış içindedirler: "Akıllı hırsız ev sahibini bastırır." Eski YÖK Başkanı Prof. Dr. Erdoğan Teziç, "bilimsel intihal yapan bir öğretim üyesinin öğrencinin karşısına çıkmaması gerektiğini" belirtmektedir.  Sayın Teziç bu konuda  şu gerçeğe dikkati çekmektedir: "Ona hocalık görevi yaptırılmamalıdır. Artık  o kişinin bir daha üniversitede kürsüye çıkıp öğrencilere ders verir aşamada olmaması ve HOCALIK KİSVESİ İÇİNDE ÜNİVERSİTEDE BULUNMAMASI GEREKİR." 
Üniversitelerimizde başkalarının ürettiklerini çalıp çırpıp, kendilerinden bir tek cümle koymadan, (hatta bir tek nokta ve de virgül) "kes yapıştır" tekniği kullanılarak üretilen kitaplarla sıfat elde edenler bulundukça, Prof. Dr. İbrahim Ortaş´ın  bu konudaki yazısı çok önemlidir. Gerçek bilim insanı çalmaz, çaldırmaz. Çalanlar ile  mücadele eder. Bu mücadelesinde ona köstek olmak isteyenler  çıkabilir. 
Gerçek bilim insanı hırsızlıkları örtmeye çalışanlarla da mücadele eder. Hırsızlar ile mücadele eden ve onların yaptıklarını açığa çıkarmaya çalışanların önü daima kesilmeye çalışılır. Nasıl yapsam da bu işi örtsem ya da örtülmesine ufakta olsa bir katkıda bulunsam diye çabalayanlar, Türk toplumunda hırsızlarla mücadele edenlerden maalesef daha çoktur.

İşin örtülmesine çalışanlar eğer toplumda yaygınlaşırsa, o ülkede gidiş kötüdür. "Üniversitelerde bilimsel hırsızlığın doğal karşılandığı bir ülkenin elbette tüm yaşam alanları soyulacaktır" özdeyişini hiçbir zaman unutmamak gerekir.
Örneğimizdeki intihalci  A kişisi  intihal kitabını Çince yazılmış eserlerden yararlanarak üretmiştir ama mesleki dil sınavına Japonca´dan girmiştir.  Japonca bilmesine rağmen tüm dipnotları Çincedir. Çünkü  kopyaladığı  eserin kaynaklarının tamamı Çincedir. 
Bu, tipik intihalci davranışıdır ve büyük bir dikkatsizliktir. Ben intihal yapsam,  normal bir zeka seviyesinin  üstünde olduğum için, bilmediğim bir dile atıf yapmam.  Çünkü günün birinde  benden daha akıllı biri çıkar ve bunu açıkla der.  Hiçbir orijinal tezde böyle bir durum olmaz. Çünkü, bilmediğin ve sınavını geçemediğin dilden okuyarak nasıl tez  yazdın diye  sorduklarında,   Japonca bilen Çinceyi çok çabuk öğrenir diye  savunma yapamazsınız.  Yapsanız bile buna kimse inanmaz. İş iddiaya binerse eline bir sayfalık bir Çince metin verir bunu Japoncaya  çevir dersiniz. O zaman gerçek ortaya çıkar.  
Bilim insanı her türlü zorluğu göze alabilecek kadar cesurdur. Bilim insanı otoriteye karşı düşüncesini söyleme durumunda olduğu için mümkün olduğunca  iktidar çerçevesinin dışında kalmayı yeğler. Bu konuda Giordano Bruno 16. Yüzyılda, "Ne gördüğüm hakikati gizlemekten hoşlanırım, ne de bunu açıkça ifade etmekten korkarım. Karanlık ve aydınlık arasındaki bilim ve cehalet arasındaki savaşa her yerde katıldım. Bundan dolayı her yerde nefretle karşılaştım ve cehaletin babaları olan resmi akademisyenlerin yanı sıra kalın kafalı ve aptal çoğunluğun öfkesine hedef olarak yaşadım" demektedir.

Bilim insanının temel özelliği düşünce üretmektedir. Bilim insanı bilim yapan ve bu konuda uğraş veren kişidir. Bilim yapan kişi yaptığı işin doğası gereği, normal bir meslekten farklı bir uğraşı içindedir. Bilim insanının yaptığı işin  felsefesinin iyi anlaşılması gerekir. İşin iyi anlaşılması için kişinin sahip olduğu bilgi birikimi, kültürel alt yapısı ve   çabası yanında sahip olduğu zeka türü de önem taşır. Bilimin amacı evreni, içindeki canlı veya cansız nesneleri anlamak ve tanımlamaktır. Bilimin amacına uygun olarak zihinsel yeterliliğe sahip olması bilimin doğal sonucudur.

Temiz bir bilim dünyası için intihalden arındırılmış eserler üreten bir Türkiye  hepimizin amacı olmalı, zaman içinde bunların üstü örtülmemelidir. Hafıza-i beşer nisyan ile malüldür. İnsan hafızasının eksikliği unutkanlığıdır. Türkiye bu unutkanlık olayında dünya ortalamasının çok üzerinde olduğu ülkelerden biridir. Bugün her şeyi o kadar hızlı unutmaya başladık ki; bu konuya bir çözüm getirilmesi gerektiği için bu yazıyı yazma ihtiyacını hissettim. Bir diğer amacım da tarihe not düşmektir.  Çevremizdeki balık hafızası olanlara da hatırlatmak istedim. 
Stephen H. Unger  doğru söylemiş: "Mesleki ahlak kuralları, meslek adamlarının kendilerini korumaları için değildir; son analizde bunlar toplumun korunması içindir. Bir gruba ait kurallar kendi çıkarlarını korumaya yönelirse, o grup organize suç karakteristiği sergilemeye başlar.”  Şimdi açıklamakta bir sakınca görmüyorum.  Yukarıdaki kişi bir seçkin üniversitemize “… başkanı” olarak atanmıştır. 
Üniversitelerinde bilimsel hırsızlığın doğal karşılandığı bir ülkenin elbette tüm yaşam alanları soyulacaktır. Bunu unutmamak gerekir.  Yukarıdaki örnekte atama makamı yargı kararı olmasına rağmen atamayı yaparak Anayasa Madde 2’yi  ya unutmuş ya da yok saymıştır. Türkiye’de son gelişmelerden sonra anayasaya  uyma konusunda çok sayıda farklı görüşlerin olduğu bir ortamda Anayasa madde 2’den söz etmek bir “bühtan”dır.
“Der imiş düşmen ki hemdemdir Fuzuli yar ile,  Her sözü bühtan ise hakka bu söz bühtan değil.” (Fuzuli). “Var git yiğit deyi bühtan etmeyin,  Niçin söz verdin sen gel deyi deyi” (Karacaoğlan). “Sen bana bu tarizinle bühtan edersin.” (Ahmed Vefik Paşa). “Şiir değil diye bühtan ederdi bermu’tad.” (Tevfik Fikret). Nokta.
 


 

 

 

 

 


 

 





YAZARIN DİĞER YAZILARI

Kısıtlamada alkol satışının yasak olmasını doğru buluyor musunuz?


GAZETEMİZ

YAZARLAR
HAVA DURUMU
nöbetçi eczaneler
HABER ARŞİVİ
ÇOK OKUNAN HABERLER
GÜNLÜK BURÇ
PUAN DURUMU
Takım O G M B A Y P AV
1 Beşiktaş 38 25 7 6 86 41 81 +45
2 Fenerbahçe 38 24 7 7 69 38 79 +31
3 Galatasaray 38 24 8 6 73 34 78 +39
4 Trabzonspor 38 18 7 13 47 35 67 +12
5 Hatayspor 38 17 12 9 61 51 60 +10
6 Sivasspor 38 14 7 17 50 41 59 +9
7 Alanyaspor 38 16 13 9 55 42 57 +13
8 Gaziantep FK 38 14 11 13 54 46 55 +8
9 Fatih Karagümrük 38 14 12 12 57 50 54 +7
10 Göztepe 38 13 13 12 55 52 51 +3
11 Konyaspor 38 12 14 12 48 47 48 +1
12 Çaykur Rizespor 38 11 15 12 48 63 45 -15
13 Yeni Malatyaspor 38 10 14 14 47 49 44 -2
14 Başakşehir FK 38 11 16 11 41 55 44 -14
15 Kasımpaşa 38 11 17 10 43 54 43 -11
16 Antalyaspor 39 9 14 16 41 55 43 -14
17 Kayserispor 38 9 16 13 34 50 40 -16
18 MKE Ankaragücü 38 10 20 8 45 61 38 -16
19 BB Erzurumspor 39 9 20 10 41 66 37 -25
20 Gençlerbirliği 38 9 21 8 38 71 35 -33
21 Denizlispor 38 6 22 10 36 68 28 -32
Takım O G M B A Y P AV
1 Adana Demirspor 34 21 6 7 64 27 70 +37
2 Giresunspor 34 21 6 7 54 25 70 +29
3 Samsunspor 34 20 4 10 58 30 70 +28
4 İstanbulspor 34 19 8 7 62 34 64 +28
5 Altay 34 20 11 3 66 39 63 +27
6 Altınordu 34 17 8 9 58 45 60 +13
7 Ankara Keçiörengücü 34 17 10 7 49 28 58 +21
8 Ümraniyespor 34 14 11 9 46 43 51 +3
9 Tuzlaspor 34 14 15 5 46 53 47 -7
10 Bursaspor 34 14 16 4 56 57 46 -1
11 Bandırmaspor 34 12 16 6 48 51 42 -3
12 Boluspor 34 12 16 6 38 41 42 -3
13 Balıkesirspor 34 9 17 8 35 53 35 -18
14 Adanaspor 34 9 18 7 44 55 34 -11
15 Menemenspor 34 7 14 13 38 62 34 -24
16 Akhisarspor 34 8 20 6 36 59 30 -23
17 Ankaraspor 34 6 20 8 33 61 26 -28
18 Eskişehirspor 34 1 25 8 23 91 8 -68
Takım O G M B A Y P AV
1 Eyüpspor 38 28 2 8 82 25 92 +57
2 Sakaryaspor 38 21 5 12 74 35 75 +39
3 Kırşehir Belediyespor 38 21 8 9 57 32 72 +25
4 Kırklarelispor 38 19 6 13 60 32 70 +28
5 Van Spor 38 21 11 6 59 35 69 +24
6 Bodrumspor 38 18 11 9 80 48 63 +32
7 Etimesgut Belediyespor 38 18 13 7 63 36 61 +27
8 Karacabey Belediyespor 38 15 12 11 52 41 56 +11
9 Turgutluspor 38 16 16 6 44 56 54 -12
10 Serik Belediyespor 38 13 11 14 51 48 53 +3
11 Pendikspor 38 15 16 7 66 53 52 +13
12 Pazarspor 38 15 18 5 60 64 50 -4
13 Tarsus İdman Yurdu 38 13 15 10 56 55 49 +1
14 Bayburt Özel İdare Spor 38 14 18 6 52 61 48 -9
15 Sivas Belediyespor 38 11 14 13 63 58 46 +5
16 1922 Konyaspor 38 11 18 9 47 49 42 -2
17 Kastamonuspor 38 8 18 12 31 58 36 -27
18 Elazığspor 38 10 22 6 61 90 33 -29
19 Mamak FK 38 6 26 6 32 121 24 -89
20 Kardemir Karabükspor 38 1 34 3 16 109 3 -93
Takım O G M B A Y P AV
1 Diyarbekirspor 30 20 2 8 43 18 68 +25
2 1928 Bucaspor 30 20 3 7 58 18 67 +40
3 Yeşilyurt Belediyespor 30 17 8 5 50 27 56 +23
4 Ofspor 30 14 5 11 43 31 53 +12
5 Arnavutköy Belediye 30 13 8 9 40 29 48 +11
6 Edirnespor 30 12 9 9 34 31 45 +3
7 Belediye Derincespor 29 10 9 10 38 29 40 +9
8 Artvin Hopaspor 30 10 11 9 41 44 39 -3
9 Fatsa Belediyespor 30 10 12 8 22 31 38 -9
10 Kızılcabölükspor 30 9 11 10 34 33 37 +1
11 Nevşehir Belediyespor 30 9 14 7 31 31 34 0
12 Çankaya FK 30 10 16 4 28 48 34 -20
13 1877 Alemdağspor 30 9 15 6 37 48 33 -11
14 Antalya Kemerspor 30 7 17 6 27 50 27 -23
15 Payasspor 29 5 16 8 29 53 23 -24
16 Manisaspor 30 1 20 9 22 56 12 -34
Tarih Ev Sahibi Sonuç Konuk Takım
 11/05/2021 Konyaspor vs Trabzonspor
 11/05/2021 Alanyaspor vs BB Erzurumspor
 11/05/2021 Başakşehir FK vs Kayserispor
 11/05/2021 Beşiktaş vs Fatih Karagümrük
 11/05/2021 Denizlispor vs Galatasaray
 11/05/2021 Fenerbahçe vs Sivasspor
 11/05/2021 Gaziantep FK vs Çaykur Rizespor
 11/05/2021 Gençlerbirliği vs Göztepe
 11/05/2021 Kasımpaşa vs MKE Ankaragücü
 11/05/2021 Yeni Malatyaspor vs Hatayspor
 11/05/2021 Beşiktaş - Fatih Karagümrük Beşiktaş ligde evindeki son 8 maçında hiç kaybetmedi  Beşiktaş yenilmez
 11/05/2021 Fenerbahçe - Sivasspor Fenerbahçe ligdeki son 9 maçında hiç kaybetmedi  Fenerbahçe yenilmez
 11/05/2021 Denizlispor - Galatasaray Denizlispor ligdeki son 11 maçında hiç kazanamadı  Galatasaray yenilmez
 15/05/2021 Antalyaspor - Konyaspor Antalyaspor ligdeki son 6 maçında hiç kazanamadı  Konyaspor yenilmez
 15/05/2021 Sivasspor - Kasımpaşa Sivasspor ligdeki son 17 maçında hiç kaybetmedi  Sivasspor yenilmez
 15/05/2021 Galatasaray - Yeni Malatyaspor Galatasaray ligdeki son 7 maçında hiç kaybetmedi  Galatasaray yenilmez
 15/05/2021 Fatih Karagümrük - Denizlispor Fatih Karagümrük ligde evindeki son 5 maçında hiç kaybetmedi  Fatih Karagümrük yenilmez
 15/05/2021 Kayserispor - Fenerbahçe Fenerbahçe ligde deplasmandaki son 12 maçında hiç kaybetmedi  Fenerbahçe yenilmez
 15/05/2021 MKE Ankaragücü - Alanyaspor Alanyaspor ligde deplasmandaki son 5 maçında hiç kazanamadı  MKE Ankaragücü yenilmez
 15/05/2021 Trabzonspor - Gençlerbirliği Trabzonspor ligdeki son 10 maçında hiç kaybetmedi  Trabzonspor yenilmez
 15/05/2021 Çaykur Rizespor - Başakşehir FK Başakşehir FK ligdeki son 5 maçında hiç kaybetmedi  Başakşehir FK yenilmez
 15/05/2021 Fatih Karagümrük - Denizlispor Denizlispor ligde deplasmandaki son 12 maçında hiç kazanamadı  Fatih Karagümrük yenilmez
 15/05/2021 MKE Ankaragücü - Alanyaspor MKE Ankaragücü ligdeki son 6 maçında hiç kazanamadı  Alanyaspor yenilmez
Tarih Ev Sahibi Sonuç Konuk Takım
 09/05/2021 Adanaspor 0 - 2 Samsunspor
 09/05/2021 Tuzlaspor 1 - 2 Giresunspor
 09/05/2021 Menemenspor 1 - 4 Adana Demirspor
 09/05/2021 Bursaspor 0 - 3 Ankara Keçiörengücü
 09/05/2021 Balıkesirspor 0 - 5 Altınordu
 09/05/2021 Altay 4 - 3 Bandırmaspor
 09/05/2021 Ankaraspor 0 - 2 İstanbulspor
 07/05/2021 Akhisarspor 1 - 1 Ümraniyespor
 07/05/2021 Boluspor 3 - 0 Eskişehirspor
Tarih Ev Sahibi Sonuç Konuk Takım
 08/05/2021 Serik Belediyespor 3 - 0 Mamak FK
 08/05/2021 Tarsus İdman Yurdu 0 - 1 Kırklarelispor
 08/05/2021 Eyüpspor 1 - 0 Van Spor
 08/05/2021 Kastamonuspor 0 - 4 Sakaryaspor
 08/05/2021 Turgutluspor 0 - 0 Bodrumspor
 08/05/2021 Elazığspor 5 - 7 Sivas Belediyespor
 08/05/2021 Kardemir Karabükspor 2 - 2 Kırşehir Belediyespor
 08/05/2021 1922 Konyaspor 2 - 0 Pazarspor
 08/05/2021 Etimesgut Belediyespor 1 - 2 Karacabey Belediyespor
 08/05/2021 Bayburt Özel İdare Spor 2 - 2 Pendikspor
Tarih Ev Sahibi Sonuç Konuk Takım
 01/05/2021 1877 Alemdağspor 0 - 0 Edirnespor
 01/05/2021 Arnavutköy Belediye 0 - 0 Diyarbekirspor
 01/05/2021 Manisaspor 1 - 2 Ofspor
 01/05/2021 Artvin Hopaspor 1 - 0 Fatsa Belediyespor
 01/05/2021 Kızılcabölükspor 0 - 1 Yeşilyurt Belediyespor
 01/05/2021 Nevşehir Belediyespor 1 - 2 Çankaya FK
 01/05/2021 1928 Bucaspor 3 - 0 Antalya Kemerspor
 25/04/2021 Ofspor 0 - 0 Arnavutköy Belediye
SON YORUMLANANLAR
NAMAZ VAKİTLERİ
HABER ARA
Bizi Takip Edin :
Facebook Twitter
YUKARI