Bugun...
SON DAKİKA


Rüştü Bozkurt

facebook-paylas
Neden “orta gelir tuzaklarına” yakalandık?
Tarih: 12-04-2021 19:50:00 Güncelleme: 12-04-2021 19:50:00


Bu satırları  okuyanların  düşüncesi, inancı, birikimi, bakışı, beklentisi  ne olursa olsun, önyargısıyla  aklına gölge düşürmeden kendilerine sormalı: Burada  yazılanlar  doğru mu?  Doğruysa ben kendi adıma ve kendi ölçeğimde  gerekeni  yapıyor, doğrunun yanında durduğumu  kanıtlıyor muyum? Yazıyla  paylaşılan  düşünceler yanlışsa,    o düşünceleri  yazana  iki satır eleştirimi bildiriyor muyum? Yazılanlar yanlışsa, oturup beş dakikamı  harcayarak doğrusunun ne olduğunu söylüyor muyum? 
Dilerseniz, sizi asla  yanıltmayacak yolculuk olan  kendinizi  sorgulama yolunda ilerler,  onlarca  soruyla devam edebilirsiniz…  İnanın bana, kendini ölçülü  biçimde sorgulamış da  zarar etmiş insan yoktur.
Mantık ve matematik araçları  olan rakamlara dayalı verilerin önemini  kavradığım günden bu yana, neredeyse  yarım  yüzyıldır  kalkınmanın, refahı artırmanın temelinde “ düzgün kayıt, sağlıklı veri, tutarlı analiz, değerlendirmeye  dayalı karar ve  açık uygulama” yattığını  durmaksızın, usanmaksızın yazıyorum… Yazıyorum, çünkü  bir ülkenin  gerçek  “bekasının”  sağlam bilgiden  geçtiğin; cilalanmış  sözlerden, cehaletimizi örtmek için kullandığımız  kutsal şallardan geçmediğini  de biliyorum.
Söyleyenlerin konumu önemli
Birol Aydemir’in saptamalarını  geçen hafta da  paylaştım. Bu hafta  hem Aydemir’in söylediklerini tekrarlayacağım, hem de bir başka değerli  insanımızın tanıklığına  başvuracağım.
  Ülkemizde  “veri üretiminin”  en etkin, en yetkin  kurumu olması gereken TÜİK’in  eski Başkanı Birol Aydemir,  Karar Gazetesi’nde  Taha Akyol’un  sorusuna verdiği yanıtı  izleyelim:
”  TÜİK verilerine içte, dışta ne ölçüde  güveniliyor?”^
”Veriler  başka ekonomi olmak üzere hayatın bütün yönleri için çok önemlidir. Eğer veriniz yoksa veya doğru değilse veriye dayalı politika  üretemezsiniz, doğru politika  üretemezsiniz, doğru politika üretemeyince ülkeyi  doğru yönetemezsiniz ve başarılı olamazsınız, büyüyemez, gelişemezsiniz, sorunlarınızı çözemezsiniz. Dolayısıyla elinizde veriler  olacak ve bu veriler doğru ve güvenilir olacak. Kimse verilerin  güvenirliliğinden şüphe etmeyecek. İşte  bu yüzden bütün dünyada istatistik kurumlarının  bağımsızlığına  çok önem verilmektedir.”
Aydemir yanıtını şöyle  sürdürüyor: “Beş yıldır Başkanı atanmayan bağımsızlığı  gitmiş bir bir TÜİK’in verilerine güvenebilir misiniz?  Ayrıca  veriler arasında tutarlılık olmaması ve verilerin toplanması  konusunda şüphe  uyandırıcı işlemlerin olduğu bir durumda TÜİK’in verilerine nasıl güvenirsiniz?
Uluslararası  birikimler
Bir  başka  tanık OECD  Türkiye  Masası Şefi  Rauf Gönenç. Görevi  gereği  ülkemiz ekonomisini  yakından izleyen, yıllık raporlar  hazırlayan bir uluslararası  kurumun  yetkilisi. DÜNYA  Gazetesi’nde 23 Mart 2021 günü  Elif Karaca  ile söyleşisinde diyor ki:
“Temel mikro ekonomik tespitimiz ise şu: Kanun ve kurallara  tam uyulduğu takdirde çok frenleyici hale gelen bir ürün, işgücü ve vergi  mevzuatı var. Bu mevzuat altında reel sektör şirketleri bilhassa  düşük verimli KOBİ’ler, esnekliklerini kısmen kanun ve kurallar dışında kalarak sağlayabiliyorlar. Vergi yükümlülüklerinde, finans şeffaflıklarında, sermaye piyasalarına açılma olanaklarında, aile dışından profesyonel yönetici istihdam etmede, çalışanlarını işgücü mevzuatına  uygun ve düzgün  bir şekilde istihdam etmede hayli zorlanıyorlar. Gözlemleyebildiğimiz kadarıyla bu şirketlerin önemli bir kısmı “yarı legal”, “yarı formel” diyebileceğimiz bir şekilde çalışamaya devam ediyor. Bu  kısıt aşılabildiği takdirde  KOBİ’leri  sermayelerinin güçlenmesi, profesyonelleşmeleri ve uluslararası  partnerlerle çalışmaları  daha hızlanabilir, verimlilikleri ve ihracat kapasiteleri ciddi olarak artabilir. Reel sektörün dinamizmine karşın atıl kalan verimlilik kapasitesinin bu yakınsamadan yararlanacağı çok net”
Vatandaş olduğumuz unutmayalım
Vatandaş olduğumuzu  bir an bile akıldan uzak tutmayalım.  Karşılaştığımız her yetkiliye soralım: Bizi  eksik ve yanlış verilerle  neden aldatıyorsunuz? Veri ve analiz karar vermenin gerek şartıdır; veriniz eksikse  kararlarınızın doğru  olması, ülke ve hepimizin yarına  sonuçlar yaratması  mümkün mü?
Amacımız bağcıyı dövmek değil de  üzüm yemekse, bizi  aldatan ve kaynaklarımızı etkin kullanmamızı engelleyen veri  eksikliği konusunu iktidar muhalefet siyasilere, bürokratlara, sorumluluklarımız varsa kendimize  usanmadan, bıkmadan  hatırlatalım. Orta  gelir tuzaklarını  aşamamış olmanın nedenleri, başkalarında  değil  kendimizde  arayalım…




YAZARIN DİĞER YAZILARI

TÜRKİYE ERKEN SEÇİME GİTMELİ Mİ?


GAZETEMİZ

YAZARLAR
nöbetçi eczaneler
HABER ARŞİVİ
ÇOK OKUNAN HABERLER
SON YORUMLANANLAR
HABER ARA
Bizi Takip Edin :
Facebook Twitter
YUKARI