Fakir mi fakir bir köy…
Adam Kahvehaneden eve dönmüş, elinde bir yumurta, karısı sormuş:
“Ne elindeki?”
“Yumurta, görmüyon mu?”
“Gördüm de neyin nesi o şimdi?”
***
Adam başlamış anlatmaya.
“Kahvede otururken partiden bir aday geldi, bana bu yumurtayı hediye etti.”
“İyi de ne olacakmış bu yumurta?”
“Zengin olacağız kadın! Zengin olacağız. Bu yumurtayı karşı komşunun kümesindeki tavukların altına koyacağım. Civciv’ler çıkınca içinden dişisini alacağım. Bu büyüyüp tavuk olacak.Bir sürü yumurtlayacak. Onları da kuluçkaya yatıracağım. Bir süre sonra o kadar çok tavuk ve civciv olacak ki, hepsini satıp bir inek alacağım”
***
Karısı “Eeee” diye meraklanmış, adam devam etmiş
“İneği komşunun öküzü ile çiftleştireceğim. Doğan buzağıyı büyüyünce bir daha bir daha, o kadar çok ineğimiz olacak ki, satıp bir ev, birkaç tarla, arsalar, mobilyalar, giysiler alacağım…
“Sonra?”
“Sonra da kalan parayla biraz gezip tozacağım tek başıma”
Kadın hınsla yerinden kalkmış…
“Gezip tozacaksın öyle mi? Hem de tek başına?”
“öyle!”
Kadın yumurtayı almış elinden, çarpmış yere ve kırmış…
Yumurtayla birlikte olmayacak hayaller de kırılmış…
***
Bu fıkranın içinde aslında Eskişehir’in yıllar boyunca yaşadığı hayaller mevcut…
80’li yıllarda başladı aslında bu şehrin olmayacak hayalleri.
Eskiler çok iyi hatırlar…
Bir sabah kalktığımızda, Bayat Pazarı’nda bir binanın altından petrol fışkırdığına tanık olduk.
Dönemin Eskişehirli Enerji Bakanı, binanın altından fışkıran petrolü parmaklarıyla ovalayıp, burnuna götürdükten sonra “Müjde! Hepimiz zengin olduk” diye bağırmış, o andan itibaren şehir olarak resmen yürüyüşümüz değişmişti.
Şehirde yaşayan herkes bildiğiniz petrol zengini havasına girmişti.
Sonradan anlaşıldı ki, binanın altından geçen Nato’ya ait petrol taşıyan boru patlamış.
Fışkırdığı söylenen petrol de, o patlayan borudan sızan petrolmüş…
Koca şehrin olmayacak hayali o anda sönüvermişti.
***
Yine o yıllarda, dev bir otomotiv yatırımının Eskişehir’e geleceği büyük heyecan yaratmıştı.
Düşünsenize? Binlerce çalışan, yüzlerce yan sanayi, şehirde yaratılacak katma değer falan…
öyle havaya girmiştik ki şehir olarak, zengin olacak, her yerimizden paralar akacaktı.
Biz havamızı sürdürürken söz konusu otomotiv yatırımı Bursa’da çoktan başlamıştı bile…
Bize de kala kala hüsranı yaşamak kalmıştı.
***
Yıllar geçti, Eskişehir’in hüsranla sonuçlanan hayalleri bir türlü sona ermedi.
Termal turizminin uçuracağı söylendi, aslı çıkmadı.
Yerli uçak yapılacağı vaat edildi, arkası gelmedi.
Türkiye’nin ilk yerli otomobilinin Eskişehir’de yapılacağının sözü verildi, yine fos çıktı…
***
Sonuç olarak Eskişehir yıllardır olmayacak hayallerle heyecanlanıp, her defasında hüsranların en büyüğünü yaşadı.
Halbuki her defasında, eline tutuşturulan ve sonradan kırılacak tek bir yumurtasından başka hiçbir şeyi yoktu…
TÜKETİMDEN GELEN GÜÇ...
Türkiye Esnaf Konfederasyonu Başkanı Bendevi Palandöken 1990 yılından bu yana yani tam 35 yıldır bu görevi yapıyor...
***
Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği Başkanı Rifat Hisarcıklıoğlu 2001 yılından bu yana yani 24 yıldır bu görevi yapıyor.
***
Türkiye Ziraat Odaları Başkanı Şemsi Bayraktar 2002 yılından bu yana yani 23 yıldır bu görevi yapıyor.
***
Türkiye Emekliler Derneği Başkanı Kazım Ergün 2003 yılından bu yana yani 22 yıldır bu görevi yapıyor...
***
Son yaşanan olaylar nedeniyle ülke çalkalandı ama bu isimlerden tek bir açıklama gelmedi...
Hadi iktidara eleştiri de yok destek de yok anlıyoruz ama ortadan bir açıklama dahi yapmadılar...
***
Diploma iptali ile başlayıp peşi sıra gelişen olayların, borsayı yerle bir etmesine, rezervlerin 30 milyar dolar azalmasına, gecelik faizlerin yükselmesine , yıl sonu hedeflerinin yükselmesine ağızlarını dahi açmadılar...
***
Şehre en uzak noktadaki köyde tarlası ve bahçesiyle uğraşan insanlar bile akşam köy kahvesinde çayını yudumlarken kendince iyi-kötü bir değerlendirme yaptı da, bu abilerin ağzından, olan bitenlerle ilgili tek bir söz dökülmedi...
***
Ne zaman boykot çağrıları gündeme geldi, bu abiler ve Eskişehir'deki başkanları dahil sırayla “Boykot çağrıları yanlıştır. Ekonomimiz zarar görür” demeye başladı iyi mi?
Ne diyelim?
Üretimden gelen güçlerinin sarsıntıya uğrayacağını düşünenler “Tüketimden gelen gücümü kullanmak istiyorum” diyenlere verip veriştirmeye başladılar.
Keşke, onca olup biten olaylar yaşanırken görüş ve açıklamaları ile sürece dahil olup, katkı sağlayarak, meselenin buralara kadar gelmemesi adına için biraz çaba harcamış olsalardı...
DENETİMLER YİNE Mİ GEVŞEDİ NE?
İlk Odunpazarı Belediye Başkanı Kazım Kurt dile getirdi.
Sonrasında üç belediyenin anlaştığı ve uygulamaya da hemen geçileceği ilan edildi.
Sözü edilen uygulama, yere tüküren, sigara izmariti ve çöp atanlara para cezası uygulanacağına yönelikti.
***
Kamuoyu büyük bir destek verdi başlayan bu uygulamaya...
Medeni bir yaşam ve temiz bir çevre için alınmış önemli bir karar olarak görüldü.
Uygulama başlatıldı başlatılmasına da sonra gözle görülür bir gevşeme başladı.
Bu gevşemeyi zaman zaman hatırlattık.
***
İşte bu hatırlatmalar üzerine denetimler yeniden hızlandı.
Cezalar yazıldı, kamera ile denetimler arttırıldı.
Fakat aradan birkaç gün geçti, yine aynı gevşeme çıktı karşımıza.
***
Çarşı-pazar yine uygulama öncesine döndü.
Yollar-kaldırımlar atılan çöpler ve sigara izmaritleriyle dolmaya başladı.
Elbette belediyelerin herkesin başına bir zabıta dikecek hali yok.
Ama...
Bu demek değil ki denetim de yapmayacak!
Madem kamuoyunun da desteğinin alındığı güzel bir uygulama başlatılmış, bi zahmet uygulama ile ilgili sık sık bilgilendirme yapılarak duymayan kimse kalmaması sağlanmalı ve denetimler de bıkmadan usanmadan devam ettirilmeli...
Yoksa...
Kağıt üzerindeki güzel kararın çevreye de belediyelere de insanlara da hiçbir faydası olmuyor...