Umarım bayramınız güzel ve mutlu anlarınızın çokluğu ile geçmiştir. Hoş gencecik çocukların adalet ve özgürlük istemiyle sokaklara çıkmalarını, onları içeri atmakla cezalandıran “hiç kullanılmadığı için vicdanları tertemiz(!) kalmış” birileriyle aynı zaman diliminde aynı çağı paylaşıyor olmanın verdiği sıkıntıyı düşündükçe, nasıl mutluluk içinde olunsun ki? Ama biliyoruz ki yeryüzünde adalet ve özgürlük için savaşmış hiç kimse boşuna yaşamış veya boşu boşuna özgürlüğünden mahrum bırakılmış sayılmaz. Mutluluk bir süreklilik hali değil anlık serüvenler ise insanın hayatında, bu ülke insanın çok şanslı olduğunu söyleyebiliriz. Ahlaksızlıkların, hırsızlıkların, etik sapmaların olmadığı, her şeyin normal ölçülerde biteviye sürüp gittiği bir dünyada acaba insanlar mutluluğun farkına varabilirler miydi? Türkiye ilginç bir biçimde geriye doğru ilerliyor, dilerim bu geriye ilerleyiş bir süre sonra durdurulur. Muhalefetin en büyük partisi tarihsel bir sorumluluk üstlendi.  Eğer toplum bir lider yaratıyorsa o liderin de ister istemez doğru kararlar verip o toplumu doğru yönlendirmesi omuzlarına yükleniyor demektir…
Tarih boyunca tüm başarılı sayılmış uluslar ve kurumlar altı adımdan oluşan bir rota izlemişlerdir: Felsefe, Bilim, Teknoloji, Para, Hukuk, Kültür… Bunlardan hangisi var acaba bünyemizde ya da hangi aşamadayız diye boşuna düşünürken bulmayın kendinizi, birine bile sahip değiliz. Her şey yoksulluk ve cehalette düğümleniyor. Günümüzün yoksulları bağımlı kalsınlar diye bizzat yönetenler tarafından yoksul bırakılanlardan, cahilleri ise okuma yazma bilmeyenlerden değil, öğrenmeyen, öğrendiği yanlışlardan vazgeçmeyen ve yeniden öğrenme zahmetine katlanmayanlardan oluşuyor. Yine de enseyi karartmayın, ne diyordu Küçük Prens’te pilot Antoine de Saint-Exupery: “Çölü güzelleştiren bir yerlerde kuyu saklıyor olmasıdır.” Genç yaşta yitirdiğimiz adı “ışık” anlamına gelen İranlı şair Füruğ Ferruhzad’ın şu sözleri de çok anlamlı ve düşündürücüdür: “Kuş ölümlüdür, sen uçmayı hatırla”. Volkan Konak’ta genç yaşta beyaz atına binip gitti, ama hoş sedası bu kubbede hep baki. Gelin bu yazıyı da Ahmed Arif’in şu güzel dizeleri ile bitirelim: “Bir de kuşlar var Hâkim Bey / Her şeyin başı onlar! / Onlar özgürlüğü koyuyor / İnsanların kafasına…”